Okunuyor:
Cinsiyet Belası
Paylaş:
Image

Cinsiyet Belası

Zirve Paşa
3 yıl önce

Her insan edindiği bir cinsiyet ile yaşama gözlerini açar. Bazen anne karnındayken edinilen biyolojik

cinsiyet bilgisi, henüz annesiyle bir bütün halindeyken bile karşılaşılacak durumların gidişatını belirleyebilir. Tercihleri, hal ve hareketleri, doğduğu andan itibaren edineceği ya da edindiği statüleri, kimlikleri, giyimi,

oyuncakları hatta odasının rengi gibi basit bir ayrıntı dahi bu doğrultuda şekillenme potansiyeline sahiptir. Yaşam, cinsiyete göre şekillenir.

Peki, ya öyle değil de durumun tam tersi söz konusuysa? Ya aslında cinsiyet dış dünyamızı değil de, dış dünya cinsiyetimizi oluşturuyorsa?

Cinsiyet, daha doğrusu ‘toplumsal cinsiyet’* kavramının aslında “cinsiyet” adı altında yönlendirdiğimizi düşündüğümüz hareketlerin, kendi cinsiyetimizden bağımsız bir şekilde oluşturulduğu gibi şaşırtıcı bir düşünce ile karşılaşmak nasıl olurdu?

Sizler için bu analizimizde, oldukça kafa karıştırıcı gibi görünen ancak özünde bazı noktalara açıklık getirerek bulanıklıkları giderecek bir kitaba yer verdik. Kitap; queer teori, feminist eleştiri, toplumsal cinsiyet gibi kavramlar üzerinde kapsayıcı olup, kimi zaman eleştirerek, kimi zaman da bazı gerçekleri öne çıkararak gelişime ön

ayak olmuştur.

Kitap, üç ana kısma ayrılan bir yapıya sahiptir. Bu yapılar, ilgili alt başlıklara da ayrılmaktadır.

** Ayrılan her kısımda birbirini tamamlayan ve belki de özel olarak araştırılmak istense büyük bir emek, enerji ve donanıma sahip olmayı gerektirecek bir yapıyı profesyonelce sunuyor. Fikirler, yaklaşımlar elbette ki her zaman oldukları gibi sunulmamaktadır. Kimi zaman kışkırtıcı eleştirel yorumlar, kimi zaman önemli düşünürlerin fikirleri arasındaki paralellikler veya çarpıklıklara çekilen dikkat, kimi zaman ise aydınlatıcı boyutta bilgi

sağlayan ve anlatılmak istenenin merkezine inen duru düşünceye vurgu şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Yayımlandığı andan itibaren akademik çevrelerce bile büyük yankı uyandıran ‘Cinsiyet Belası’ birçok önemli ismin çalışmalarını, görüşlerini ve ilgili konuya yaklaşımlarını kapsıyor. Düşünürlerin yazıları, makaleleri, kitapları ve bazen de direkt sözlü olarak belirttikleri yaklaşım ve fikirler kapsamlı bir metne dönüştürülerek

adeta bir başyapıt haline getirilmiş. Freud ve Freud’tan sonra çok ses getiren Lacan başta olmak üzere; Derrida, Witting, Kristeva, Irigaray gibi önemli isimlerin yaklaşımlarını cesurca ve oldukça zeki bir bakış açısıyla eleştiren yazar; cinsiyetin ne ölçüde ‘doğal’ olduğu başta olmak üzere birçok noktada okuyucuyu tekrar düşünmeye ve sorgulamaya davet ediyor.

Butler, bu noktada bilinen ve sanılan cinsiyet kimliği kavramını altüst edecek bir durumdan bahsediyor. Kurgudan ibaret olan bazı noktaları yakalayarak oluşagelmiş norm ve norm davranışlarını gözler önüne seriyor. Büyük ölçüde öğrenilmiş rollerin devamlı olarak oynanması ve tekrar etmesi sonucu orijinal cinsiyetmiş gibi lanse edildiğini öne sürüyor. Bireyin var oluşundan itibaren edindiği rolleri de etkileyen cinsiyet kavramının, aslında basit tabiriyle ‘performatif’ bir şekilde oluştuğunu öne sürüyor. Bu performatif oluşumun, tekerrür ve devamlılık ile edinildiği savunulmakta. Kitap, “toplumsal cinsiyet” kavramının, arzularımız ve öz benliğimize ait olduğunu düşündüğümüz edimlerimizin, aslında devamlı maruz kalınan normlar ve eylemler sonucu elde edildiğini öne sürmekte.

Bunu yaparken birbirinden bağımsız olarak düşünülemeyen dil, siyaset, kültür, coğrafya ve benzeri konuların derinliklerine inerek kapsamlı açıklamalarda bulunuyor.

Kitabın hem sevenleri, hem de eleştirenlerinin ortak bir biçimde oldukça zor bir üslupla yazılmış olduğuna dikkat çektiklerine değinmek isterim. Yazarın da dikkatinden kaçmamış olmalı ki, önsözünde uzun uzun açıklamaya yer vermiştir. Sıradan gramerin radikal düşünceleri ifade etmek için en uygun araç olduğunu düşünmenin büyük

bir hata olacağının vurgusunu yapmıştır. Özellikle de gramerin düşünceye, hatta düşünülebilir olana dayattığı kısıtlamalar göz önünde bulundurulursa… İlerleyen satırlarda normalleştirilmiş, alıştırılmış dilin eleştirisini yaparak

kısıtlayıcı cinsiyetçi kalıplara göndermeler yaptığını da düşünürsek bu şekilde yaklaşması pek de şaşırtıcı olmayacaktır. Butler, dil ve üslup anlamında bu kadar zor olduğu düşünülen eserinin akademik camiada bu denli çok okunmasına ve popüler olmasına da dikkat çekmiştir.

Cinsiyetlerin ne ölçüde doğal olduğunu sorgulayan, toplumsal cinsiyete kimi zaman tehlike ya da bir saldırı gibi gözüken kitabın birçok bağlamda paradoksal olarak hizmet ettiği bir yüceltme ve koruma niteliği taşıdığı kanaatindeyim. Kitapta açık açık belirtilmese de bazı tartışmaların, eleştirilerin ve insanı sorgulamaya yönlendiren fikirlerin okuyucuya birçok noktada yeniden yapılandırma ve üretebilme olanağı verdiğini düşünmekteyim. Sonuç itibari ile esasında çoğu zaman var olmayan, etkisiz, aidiyetsiz rollerin; karmaşık, faydasız, bilinmeze sürükleyen biçiminden uzaklaşarak, berrak görüntüsüne varabilme ihtimalini öne sürmektedir. Başta bireyin kendisi sonra da diğer insanlar olmak üzere (cinsel yöneliminin ne olduğu fark etmeksizin), olduğu kişiyi tanıyabilmenin ve

ardından var olduğu kişiyi yaşatmanın, biçilen ve sonradan tanıdığımız bir kendilik rolüne ayak uydurmaktan çok daha önemli olduğu aşikardır. Eğer özgürleşebilmek; toplumun en temelinden var olmadığı bir şeye bürünmesini başından engelleyebilmek ve aslolan gerçeğe yönlendirebilmek demek ise, Butler bunu çok iyi beceriyor. Okuyucuya da bu olanağı sağlayan yolun kılavuzunu sunuyor.

Keyifli okumalar

Sevgili okur…

*Burada, yazının devamında ve kitapta; İngilizce karşılığı “sex” olan ve kimlik, pasaport gibi evraklarda bahsedilen cinsiyet değil, “gender” olarak bilinen toplumsal cinsiyet kavramından bahsedilmektedir.

** Cinsiyetin/Toplumsal Cinsiyetin/Arzunun Özneleri

1. Feminizmin Öznesi Olarak “Kadınlar”

2. Cinsiyetin/Toplumsal Cinsiyetin/Arzunun Zorunlu Düzeni

3. Toplumsal Cinsiyet: Günümüzdeki Tartışmanın Döngüsel Yıkıntıları

4. İkiliği, Tekliği ve Ötesini Kuramsallaştırmak

5. Kimlik, Cinsiyet ve Töz Metafiziği

6. Dil, İktidar ve Yer Değiştirme Stratejileri


Yasak, Psikanaliz ve Heteroseksüel Matrisin Üretimi

1. Yapısalcılığın Eleştirel Değiştokuşu

2. Lacan, Riviere ve Maskelenme Stratejileri

3. Freud ve Toplumsal Cinsiyet Melankolisi

4. Toplumsal Cinsiyet Karmaşıklığı ve Özdeşleşmenin Sınırları

5. İktidar Olarak Yasağı Yeniden Formüle Etmek


Altüst Edici Bedensel Eylemler

1. Julia Kristeva’nın Beden Politikası

2. Foucault, Herculine ve Cinsel Süreksizlik Politikası

3. Monique Wittig: Bedensel Çözülme ve Kurgusal Cinsiyet

4. Bedensel Yazıtlar, Performatif Altüst Edişler


Sonuç: Parodiden Siyasete

Dizin

Bunları beğenebilirsiniz.

Image

Otomatik Portakal

Seçme şansın olmadan yaptığın ahlaklı şeyler, seni iyi biri yapar mı?Bir katil, birilerinin canına kast ettiği için mi katildir yoksa bu eylemi gerçekleştirdiği için mi?

Image

Hızlı ve Yavaş Düşünme

klın, rasyonel gibi görünse bile ne derecede yanlılık gösterebileceğini ve farkında olmadan biriktirdiğimiz beklentilerin aslında ne ölçüde mantık dışı olabileceğini göstermektedir.

Image

Akış: Mutluluk Bilimi

“Bir anlamda her insan kendi kişisel varoluşunun tarihçisidir.” Prof. Dr. Mihaly Csikszentmihalyi

arrow-up icon