COVİD-19 ve DAMGALAMA

Türkiye Psikiyatri Derneği Ruhsal Travma ve Afet Çalışma Birimi tarafından hazırlanan “COVID-19 ve Damgalama” başlıklı yazıdan özetlenerek derlenmiştir.

Damgalama, toplumlarda belirli bir hastalığa sahip olan bireylere karşı ön yargılı davranılmasına ve bu kişilerin ayrımcılığa maruz kalmasına neden olmaktadır. İspanya’da katanlar, Amerika’da beyaz ırka mensup olmayanlar, mülteciler vb. gibi toplumlar damgalamaya maruz kalmaktadır. Şimdiye kadar bu kavramı psikolojik rahatsızlıklarda daha fazla ele almaktaydık ancak son zamanlarda sağlığımızı tehdit etmekte olan COVİD-19 salgını bağlamında da ele alındığında, oluşturduğu olumsuz etkiler oldukça dikkat çekicidir. Bir diğer dikkat çekici nokta ise daha önceden bu tarz damgalamalara maruz kalan bireyler veya gruplar bu hastalık sürecinde de sanki hastalığa sahipmiş gibi ötekileştirilmeye devam edilebilmektedir. Bu süreçte damgalamaya maruz kalan meslek grupları; sağlık çalışanları, market çalışanları, polisler ve esnaflardır. Bu insanların virüse yakalanma olasılıkları daha fazladır ancak bahsettiğimiz insanlar tanı almamış insanlardır. Hastalığın nerede ne şekilde çıktığı, bunun bilinçli veya bilinçsiz yayıldığına dair inançlar, söylemler, teoriler bazı ırk ve devletleri de damgalama etkisine maruz bırakabilmektedir. Çinliler başta olmak üzere, Avrupalılar ve Amerikalılara karşı sergilenen tutumlar buna verilebilecek örneklerdir. 

Damgalama etkisine maruz bırakılan bireylerin veya grupların yaşadığı ve yaşaması muhtemel bazı olumsuz sonuçları vardır. Bu sonuçlar hem bireyin hem de diğer insanların sağlığını kötü etkileyebilmektedir. Mesela; bireyler ayrımcılığa maruz kalmamak, insanlar içinde dışlanmamak için hastalık belirtilerini saklayabilir ve inkâr edebilir. Bu durum hem kendisinin hem de çevresinin sağlığını tehlikeye sokabilir. Kendisini yalnız hissetmesine neden olan ve çevreden soyutlanmasıyla sonuçlanan bu süreci yaşamaması için pek de sağlıklı olmayan stratejiler geliştirmesi, damgalanmaktan korktuğu için ortaya çıkabilmektedir. Damgalama etkisiyle ortaya çıkan basmakalıp düşünceler bireyin gerçekten ‘Ben olumsuz özelliklere sahibim’ gibi düşünceleri benimsemesine yol açabilir. Bu durum bireyin özgüvenini ve benlik saygısını zedeleyip akabinde psikolojik rahatsızlıklar yaşamasını kaçınılmaz hale getirebilir. Bu ayrımcılığa maruz kalmak insanların sağlıklı bilgiler edinmesine de engel olabilir. Birey sağlık kurumlarına başvurmamakta ısrarcı olup, hastalığın seyrinin olumsuz ilerlemesine neden olabilir. Başvurduktan sonra damgalama etkisiyle ortaya çıkan karamsar düşünceler, umutsuzluk ve çaresizlik hissi tedaviyi reddetmesine ve tedaviye adapte olmasına engel olabilir. 

Bu süreçte yaşlılara birçok ithamda bulunulmaktadır. İnsan sağlığını tehlikeye atmak, kuralları çiğnemek vb. gibi suçlamalar yönetilerek ayrımcılığa maruz bırakılmaktadırlar. Ancak yaşlılar bu süreçte sadece risk grubundadır. Hastalığı ağır atlatan ve ölüm riski fazla olan yaşlarda bulunmalarından dolayı birtakım yasaklara maruz kalmaktadırlar. Bu yasaklar ise kendi iradelerini yok saymak demektir. Para cezası gibi yıldırıcı önlemeler alınarak yasakların hedefi haline gelmişlerdir. Zaman zaman sosyal medya da küçük düşürülmeleri onların psikolojik sağlamlıkları için de olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Sağlık çalışanları da bu süreçte birtakım ayrımcılıklara maruz kalabilir. Herhangi bir risk teşkil etmediği halde bütün önlemleri alsa dahi damgalamaya maruz kalabilirler. Desteğe ve motivasyona en çok ihtiyaç duydukları bu dönemde damgalamaya maruz kalmaları onların da psikolojisini olumsuz etkileyebilmektedir. Yurtdışından dönenler özellikle de Umreden dönenler salgının yayılmasında suçlu olarak görülmektedir. Karantina sürelerini doldukları halde bu bireylere karşı sergilenen tutum onları dışlayıcı niteliktedir. Bu hastalığa yakalanmış ve atlatmış olan kişilerde de durum çok farklı değildir. Virüs ilk kez Çin’de görülmesine rağmen sonrasında salgınının merkezi Amerika olmuştur, ancak Çin vatandaşlarına karşı ekstra önlemler alınmaya devam edilmesi de damgalamanın bir diğer sonuçlarındandır. 

Bu süreç son haftalarda, tüm medya araçlarının ve günlük hayatımızdaki tartışma konularının en başında yer almaktadır. Bu konuşmalarda dikkat etmemiz gereken bir diğer önemli nokta kullandığımız kelimelerdir. Çünkü bizim farklı amaçlar doğrultusunda söylediğimiz bir kelime bir başkası tarafından farklı anlaşılabilir ve akabinde de damgalamanın ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelebilir. İnsanlara saygı duyulan ve onları güçlendiren cümleler kurulmalıdır. Aksi takdirde insanların kaygı düzeylerinde artış gözlenebilir bu da insanları bu hastalığa karşı canavarlaştırabilir. ‘Şüpheli, vaka, kurbanlar, hastalıklılar, COVİD-19 Aileleri’gibi sözcüklerin kullanılması yerine, ‘COVİD-19 muhtemel tanısı olan insanlar’ ifadesini kullanmak daha doğru olacaktır. Çünkü bireyler hastalığı atlattıktan sonra sosyal yaşamlarına devam edecektir. İlerleyen zamanlarda damgalama etkisine maruz bırakılmamaları için kullanılan kelimeler önemlidir. Öğrendiğimiz bilgilerin doğruluklarını her zaman araştırmalı ve teyit etmeliyiz. Güvenilir kaynaklara başvurmalı ve verilen tavsiyelerin ancak bilimsel olduğunu teyit ettikten sonra uygulamalıyız. Unutmamalıyız ki bu virüs tüm dünyayı etkilemektedir. Din ve millet ayrımı yapmamaktadır ve tüm dünyanın ortak sorunu haline gelmiştir. Bu yüzden COVİD-19 virüsünü adlandırırken etnik köken içeren, Wuhan Virüsü, Çin Virüsü gibi cümleler kullanılmamalıdır. Risk faktörü taşıyabilecek insanlara karşı empati kurulmalı ve elimizden geldiğince yardımda bulunmalıyız. 

Ruh sağlığı uzmanları olarak;  karşısında güçsüz, çaresiz hissettiğimiz bu hastalığa karşı zorlu günlerde ancak birbirimizle kurduğumuz sevgi, saygı, şefkat, özen gibi duyguları içeren bağlarımızı koruyarak, kendimiz kadar diğerlerinin de iyilik halini gözeterek ve tüm zorluklara, yokluklara karşı dayanışma içinde yer alarak mücadele etmeyi öneriyoruz

Orjinal Metin: https://www.psikiyatri.org.tr/uploadFiles/243202003110-DamgalanmaCOVID.pdf

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on pinterest
Pinterest
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editör Girişi