COVID-19 Yazı Serisi III: Pandemilerin Sosyoekonomik, Sosyokültürel ve Psikososyal Etkileri

3.Pandemi Dönemlerinin Sosyoekonomik, Sosyokültürel ve Psikososyal Etkileri Nelerdir?

Geçmişten günümüze salgın hastalıkların yarattığı sarsıcı sorunlar hep var oldu. Bunlar, toplum üzerinde olumlu veya olumsuz bir takım izler bıraktı. Ülkelerin ekonomik, kültürel ve sosyal yapılarında birçok değişim gerçekleşti. Var olan alışmış düzenler unutularak yaşam formları yeniden şekillendi. İşte tam bu noktada toplumsal süreçleri inceleyecek ve pandemilerin ulusal ve küresel sonuçlarına bakacağız.

3.1 Pandemilerin Sosyoekonomik ve Kültürel Etkileri ve Sonuçları

Kara Vebada bu bahsedeceğimiz olaya tanıklık etmiştik. Ortaya çıkan pandeminin küresel boyutlara taşınmasına neden olmuştu, göçler ve ticaret yolları… Öyle ki uzun dönemler boyunca kıtlıkların çekildiği, üretimlerin durduğu ve insanların ölüme terk edildiği anlar oldu. Yine benzer şekilde Kuş Gribi vakasında birçok hayvanın itlaf edilmesi küresel ekonomiyi sarstığı gerçeğini unutmamalıyız. Veba, şehirleri bir hayalete döndürürken toplumsal hayat ise ortadan kalkmıştı. İnsanlar paylaşmaktan ziyade bireysel çıkar ve öncelik arayışına girmişti. Kara Veba döneminde toplumsal paranoya ve histeri belirtileri gösterdi. Paranoya,  kişilerde oluşan bilinçsiz suçluluk, kuşku ve güvensizlik gibi duyguların olduğu ruh hastalığıdır. Histeri ise duygusal aktarımlarda yaşanan taşkınlık, anlık öfke, hareket bozuklukları ve günlük hafıza kaybı gibi psikosomatik şikâyetler ile ortaya çıkan psikonevrotik bozukluktur (Özden & Özmat, 2014).

3.2 Pandemilerin Psikososyal Etkileri ve Sonuçları

Genel anlamda makalenin ana konusu olan noktaya geldik. Temel yapıtaşlarının değiştiği ve kimlik kazanımlarının yok olduğu kitlesel bir kayboluş denilebilir Kara Veba için. Toplumsal düzeyde karşılaşılan ani panik hali ve yanlış bilgi aktarımları ortaya birtakım algı tutarsızlıkları bıraktı. Bu durum toplumun temel yapısındaki düşüncelerin ve mevcut soruna karşı davranışların değişmesine neden oldu. 

Bir grup ekseni etrafındaki değer yargılar (COVID-19 virüsünün çıkış noktası gibi) tamamen değişebiliyor. Entegre olunan yaşam alanının düşüncesindeki değişiklik, bireylerin, ortaya çıkan tehdit unsuruna karşı panik halde davranmasın neden olabiliyor. Bu durum karşısında toplumsal hareketlenmede doğru bir yol izlenmemesi psikososyal düzeyde ağır sarsıntılar bırakabiliyor. Toplumun ruh sağlığı, bilinç düzeyi, farkındalık seviyesi gibi temel unsurlar tehlikeye girerek, mevcut şartlar altında psikolojik bozukluklara yol açabiliyor (Özden & Özmat, 2014). 

Bu bilgilere dayanarak Kara Vebanın psikolojik düzeyde bir etkiyi de beraberinde getirdiğini söyleyebiliriz. Bu salgın toplumsal paranoya ve histeriye yol açmıştır (Balta, 2020). Yahudiler; sivilce, sedef vb. hastalıklar geçiren insanların ağır günahlar işlediğini ve bundan dolayı bu hastalıklara yakalandığını düşünerek insanları öldürmüştür (Özden & Özmat, 2014).

Bu durum öyle bir hâl aldı ki 1348 yılının bahar aylarında Fransa’nın güneyinde başlayan Yahudi Katliamı, Strasbourg’ta 100.000, Mainz’da 12.000 Yahudinin öldürülmesiyle devam etti. İnsanların birçoğunun psikolojik çöküntüler yaşadığı ve “Tanatofobi ve Nekrofobi” gibi psikolojik bozukluklar yaşadığı görülmüştür (Özden & Özmat, 2014). Tanatrofobi, bireyin hem kendi ölümünden hem de başka ölümlerden korkmasıdır. Nekrofobi ise ölmekte olan kişiden ya da cesetten korkma duygusunu ifade eder.

Psikososyal düzeyde ele aldığımız sonuçlar, salgınlar sırasında toplumlarda korku durumu oluşması ve obsesif kompulsif bozukluk (OKB) belirtileri göstermesi gibi sonuçları beraberinde getirir. Yaşanan mevcut salgın olan COVID-19’un, birçok kişide OKB’yi tetiklediği ve kişilerde Tanatofobi-Nekrofobi başlangıcına neden olduğu görülmüştür.

Şu an da yaşamakta olduğumuz pandemi sürecinde de tarihsel yaşanmışlıkların benzer bir etkisini görmekteyiz. Diğer pandemik salgınlarda olduğu gibi toplumsal etkisi ve tahribi yüksek olan hastalıklar, kişilerde OKB, Tanatrofobi, Nekrofobi vb. rahatsızlıkların yanı sıra depresif duygudurum, farklı kaygı bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gibi durumları da ortaya çıkarabilmektedir.

TSSB, toplumsal ya da kişisel olarak aşırı düzeyde strese yol açan bir olayın ardından görülen bir kaygı bozukluğudur. Toplumsal ya da kişisel düzeyde karşı karşıya kalınan, doğal yaşamın akışında bir aksaklık oluşturan olaylar karşısında görülen rahatsızlıktır.

Pandemik salgınlar, finansal kayıplar, manevi kayıplar, toplumsal kayıpları beraberinde getirdiği için tanımlamaları yapılan psikolojik bozuklukların ortaya çıkmasına neden olur. Kişilerin bu süreçleri atlatamaması sonucu ortaya çıkan hastalıkları, yalnızca kendisinin değil çevresinde bulunan insanlarında bu psikolojik bozukluklar ile karşı karşıya kalmasına ve onların da bu durumdan etkilenmesine neden olmaktadır. Kişisel olan bu bozukluklar böylelikle çevreyi etkileyebilir, kişilerarası aktarım oluşmasına zemin hazırlayabilir.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Alperen Evrensel, COVID-19’un psikolojik bozuklukları tetikleyebileceğini belirttiği açıklamasında şunlara dikkat çekmiştir: “Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen doğal afetler, savaşlar, salgınlar vb. durumlar insanların duygusal olarak üzülmesine yol açar. Koronavirüs için de bu durumdan bahsedebiliriz. Salgının küresel boyutu oldukça yüksek. İnsanlarda oluşan kaygının temel nedeni de salgının küresel boyutuyla birlikte, içsel bir korku durumunun ortaya çıkmasıdır. Bu dönemde insanlarda bazı takıntılar ortaya çıkabilir. Çünkü OKB’nin en yaygın görülen özelliklerinden biri de mikrop kapma, hastalığa yakalanma gibi durumlardır. Zira OKB tanılı hastalar salgın olmadığı dönemde dahi temizliğe oldukça dikkat ederler ve çevrelerinden ciddi hastalıklara neden olabilecek mikrop kaptıkları düşüncesine kapılırlar. Bundan dolayı kan vermez, hastaneye gitme eğilimi göstermez ve hatta çöp konteynerlarının yanından da geçmezler. Durum böyle olunca herhangi bir psikolojik bozukluğu olmayan kişilerde böyle salgın durumlarında belli başlı takıntılar ve korkular kazanabilirler. Bu durumun da uyku bozukluklarının oluşmasına, dikkat dağınıklığına ve panik ataklar yaşanmasına neden olabileceğini belirtmek gerek.” 

Bireysel psikolojik bozukluklar toplumsal sorunlar yaşanmasına neden olabilir. Yani kişi, kendinde gördüğü sorunları kabullenmeyerek çevresine zarar verebilir, çevresi bu durumu kabullenmeyerek sosyal sınırlar koyabilir ya da toplumdan uzaklaşmasına neden olan güdülenmeler yaşayabilir.

Bütün bu bilgiler doğrultusunda, ortaya çıkması muhtemel pandemiler için sağlık kuruluşları başta olmak üzere devlet, devlet ve toplum destekli kuruluşlar, sosyal hizmet kurumları, rehabilitasyon merkezleri, bakım merkezleri vb. gerekli önlemleri almalı, kişiler bilgilendirilmeli ve toplumsal dengenin bozulmaması adına genel kurallar sıkça belirtilmelidir. Kişisel bakımların pandemi öncesi ve sonrasında da yapılması kişisel korunmayı sağlamakla beraber toplumsal bir fayda da sağlamaktadır. Alınacak ilk önlem kişilerin bilinçlendirilerek panik durumunu ortadan kaldırılmak olmalıdır. Pandemi durumlarında bilinçli hareket edilmesi ve alınan kararlara uyulması oldukça önemlidir.

Kaynaklar

Balta, E. (2020). Kara Vebadan Koronavirüse Küreselleşme. Panorama, 1-6.

Özden, K., & Özmat, M. (2014). Salgın ve Kent: 1347 Veba Salgınının Avrupa’da Sosyal, Politik ve Ekonomik Sonuçları. İdealkent(12), 40-87.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on pinterest
Pinterest
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editör Girişi