Okunuyor:
Dil Ediniminde Kritik Dönem Varsayımı-Genie Vakası
Paylaş:
Image

Dil Ediniminde Kritik Dönem Varsayımı-Genie Vakası

Büşra Tuncer
3 yıl önce

Vaka öyküsü:

Genie, 1970’te 13 yaşındayken bulunmuştur. Babası, Genie’de zeka geriliği olduğuna inanarak onu bir odaya lazımlık ile kapatmış ve Genie ne zaman ses çıkarsa ona vurmuştur. Genie ilk bulunduğunda motor fonksiyonları son derece düşük, sağlıksız ve birkaç kelimelik sözcük hazinesine sahip bir çocuktur. Konuşma organlarını kullanma yeteneği çiğnemek, yutmak gibi dil dışı işlevlerde dahi oldukça sorunludur (Önal, 2018/2: 246). Psikologlar bu vakanın ilginçliğini fark edip, Genie’yi araştırmalarının bir parçası yapmışlardır. Genie, araştırmacıların gözetimi altında zamanla sağlığına kavuşmuş, sınırlı da olsa konuşmaya başlamıştır. Ancak hiçbir zaman normal bireylerin seviyesine ulaşamamıştır, sözcük dağarcığı sınırlı kalmış ve telaffuz kabiliyeti yeterince gelişmemiştir. Zihinsel gelişimi, dil gelişiminin önünde seyretmiştir. Karmaşık, uzun tümceleri anlamıştır; ancak kısa, kestirme ve dil bilgisel açıdan eksiltili yanıtlar vermiştir. Curtiss, Genie’nin dil edinim sürecinin kritik dönemin bitiminden sonra gerçekleşebildiğini ve bu yüzden dile has olmayan bilişsel mekanizmaların da etkin olduğu çok sınırlı bir dil edinimi gerçekleştiğini belirtmiştir (Önal, 2018/2:246). Ne zaman ki araştırmacıların desteği bitmiş, Genie kendini bakım evlerinde bulmuş ve eski durumuna geri dönmüştür.

Psikologlar ise Genie sayesinde çocukların zeka gelişminde uyaran bolluğunun ve dili öğrenmek için kritik dönemlerin önemini vurgulamışlardır.

DİL EDİNİMİNDE KRİTİK DÖNEM VARSAYIMI

Toplum yaşamından uzakta büyüyen çocukların sergilediği davranışlar “kritik/hassas dönem” varsayımını ortaya çıkarmıştır. Lennerberg’in 1967’de dil ediniminde son derece hassas bir evre olarak belirttiği kritik dönem hipotezine göre, buluğ çağından sonra bireyin dil kazanımında zorlandığı ifade edilmiştir (Fredsted, 2014). Bu varsayım çerçevesinde dilin kolaylıkla öğrenildiği bir yaş aralığı belirlenmiş ve bu aralıkta bireylerin doğru uyaranlara maruz bırakılması gerektiğine dikkat çekilmiştir.

Bilindiği üzere gelişim yaşam boyudur; ancak bu süreçte gelişim alanlarının duyarlılık dereceleri değişmekte, bir alan öne çıktığında diğer alan yavaşlamakta, nöbetleşe bir sürece dönüşmektedir. Gelişim alanlarındaki bu nöbetleşmede dil gelişimi için belirlenen duyarlı aralık 2-13 yaş arası olmuştur.

Aralığın buluğ çağının başlamasıyla sonlandırılmasının sebebi nöronların esnekliğinin sonlanması ve insan beynindeki yarımkürelerin kendi alanlarında özelleşmesidir. İnsan beyninde bulunan yaklaşık 100 milyar hücrenin 10-15 milyarı düşünme ve öğrenmeyi sağlayan sinir hücreleridir (Altmışdört, 2013: 45). Nöronlar 2-13 yaş aralığında elastikiyetini muhafaza ederken, 13. yaştan sonra bu esneklik sertleşmeye ve özelleşmeye başlar. Bu aralığın aşımından sonraki süreçte öğrenme yine oluşur; fakat güçlükler ortaya çıkar. Dolayısıyla 2-13 yaş arasını dil ediniminde duyarlılığın arttığı aralık olarak göstermek mümkündür. Bu yaş dilimlerinde birey doğuştan sahip olduğu dil edinim aygıtını çevreden aldığı uyaranlarla desteklemelidir. Uyaranların şema oluşumunu arttırması için ebeveynlerin alıcı dil konumundaki çocuklarıyla bol bol konuşması, masallar okuması, oyunlar oynaması, çocuğun sorularını yanıtsız bırakmaması, ihmale sebebiyet vermemesi gerekmektedir.

Tüm bu bilgiler ışığında Genie’nin istenilen düzeyde dil edinimine sahip olamaması normaldir. Geine, bulunmasının ardından aldığı eğitimlerde bir noktaya kadar ilerlemiş; ancak gelişimi normal seyreden bireylerle aynı seviyeye ulaşamamıştır. Sebebi, Genie bulunduğunda 13 yaşındadır ve bu yaş dil edinimi için belirlenen sınıra tekabül eder. Genie, 13 yaşına kadar sosyal çevreden uzak kalmış, yeteri kadar uyarana maruz kalmamış, ihmale uğramış, şiddet görmüş, iletişim yoksunluğu yaşamıştır. Bunların yanında beynin elastikiyetinin azalması ve yarımkürelerin odaklanma sürecini tamamlıyor olması dil ediniminde aksaklıklara sebebiyet vermiştir. Eğitim sürecinde araştırmacıların tüm desteğine rağmen kelime haznesini sınırlı kalmıştır.

Yaşanan bu trajik vaka ve daha birçok vahşi ve izole çocuk vakası, dil öğreniminde kritik dönemlerin varlığını biyolojik, nörolojik ve dil bilimsel açılardan destekleyici bulgular sunmuştur.


KAYNAKÇA:

Demirezen, M. (2003), Yabancı Dil ve Anadil Öğreniminde Kritik Dönemler, Tömer Dil Dergisi, Sayı 118, s. 5.

Altmışdört, G. (2013), Dil Edinim ve Dil Öğrenimi Olgusuna Beyin ve Dil Gelişimi Açısından Bir Bakış, Ege Eğitim Dergisi, Sayı 14, s. (41-62).

Fredsted, E. (2014), Yaş ve Dil Edinimi Ne Kadar Erken Olursa O Kadar İyi, Die Gaste, Sayı 33.

https://pavlovspartner.com/ilginc-psikolojik-vaka-ornekleri/

Önal, Ö. (2018/2), Kalıtsalcılık-Çevrecilik Tartışması Bağlamında Lenneberg’ in Dil Kuramı ve Kritik Dönem Varsayımı, Folklor/Edebiyat Dergisi, Cilt 24, Sayı 9.

Bunları beğenebilirsiniz.

Image

PsikoPress Yapımı Sihirli Değnek: Terapi Odası

Her öyküye değil, çoğu zaman tamamlanamamışlara kalem tutar terapi odaları. Tamamlananlar sıcak bir gülümseme eşliğinde anılarda tazelenirken ...

Image

Rakamlarla Dünyada Kadın Olmak

Şiddet, birey üzerinde fiziksel bir gücün ya da iktidarın kasıtlı bir biçimde uygulanması sonucu psikolojik hasara, ölüme veya fiziksel yaralanmaya yol açmasıdır.

Image

Duygular İnsan Yaşamında Neden Önemlidir?

“Mesele, duyguları aklımızdan söküp atmak ya da arkalarına saklanmak değil, bunları kabul ederek yaşamak ile ilgilidir.”

arrow-up icon