Olumlu ve Olumsuz Duyguların Kontrolü: Duygu Düzenleme Stratejileri

Duygu, birey için önemli sayılabilecek durumlar söz konusu olduğunda koşulsal olarak, bazı durumlarda ise neredeyse otomatik olarak ortaya çıkan deneyimsel davranışlar örüntüsü, fizyolojik tepki eğilimleri ve duruma göre tepki geliştirme mekanizması olarak tanımlanmaktadır (Saruhan, Başman ve Ekşi, 2019). Temel işlevleri kişinin harekete geçmesi için hazır olmasını, hangi hedeflerine öncelik vereceğinin belirlemesini ve insanlarla uyum içerisinde varlığını sürdürebilmesini sağlamaktır (Çeçen, 2002; Saruhan ve Ark. 2019). Bunu kişinin neyi, nasıl algılayacağını, alınan bilginin işlenme hızını, olaylar hakkında ne düşüneceğini ve ne şekilde tepki vereceğini etkileyerek yapar (Çelik ve Kocabıyık, 2014).

İnsanlar günlük yaşamında içsel duyumlarından ve çevresel uyarıcılardan kaynaklı olarak birçok duygu yaşar; fakat bu duygular, sosyal ilişkilerin devamlılığı için, bazı durumlar ve ortamlar içerisinde doğal seyrinde yaşanamayabilir (Öztürk, Özyurt, Tufan ve Pekcanlar, 2018; Yükçü ve Demircioğlu, 2017). Örneğin, iki yakın arkadaşın geleceklerini ciddi oranda etkileyecekleri bir sınavın sonucunu öğrendiklerini ve aralarından sadece birinin sınavda başarılı olduğunu düşünün. Bu durumda başarılı olan kişi yakın arkadaşı başarılı olamadığı için kendi mutluluğunu dengeleyip düzenleyerek coşkusunu ortaya çıkarmamak için çabalayabilir.

Duygular genellikle birey için yararlıdır. Örneğin, önemli bir maç için antrenman yapan bir sporcu istediği performansı gösteremeyeceği için kaygılanabilir. Kaygı, kendisini daha fazla çalışıp istediği performansı elde etmesi için harekete geçirir. Fakat bu kaygı yoğun olup uzun süre devam edecek olursa sporcunun, odaklanmada güçlük çekme, kolay kızma, uyku bozukluğu yaşama gibi hayatında güçlük yaratacak problemler yaşamasına neden olur. Görüldüğü üzere duygular bazen işlevselliğini yitirip zarar verici olabilmektedir. Duyguların zarar verici olduğunu düşündüğümüzde bu duyguyu kontrol altına almak üzere duygularımızı düzenleriz. Duygu düzenleme, bir duygunun yoğunluğunu azaltma, arttırma veya sürdürme işlevinde olan bilinçli ve bilinçdışı süreçleri ifade eder (İlgar ve Akbaba, 2017). Duygu düzenleme süreci, sadece olumsuz duyguları değil olumlu duyguları da kapsar. Yukarıdaki iki arkadaş örneğini tekrar ele alacak olursak başarılı olan kişinin olumlu duygusunu düzenlediğini görürüz. Olumlu duygular köreltilerek ya da tadı çıkarılarak düzenlenir. Köreltme, olumlu duygusal deneyimi bastırma, şiddetini azaltma anlamına gelir. Yeni saç modeline sahip birinin, saçlarının beğenileceğine dair umudu çok fazla olduğu zaman, sonrasında üzülmemek adına umudunun şiddetini azaltması buna örnek olabilir. Tadını çıkarma ise olumlu duygusal deneyimin miktarını arttırma ve süresini uzatmadır. Tatil yapmasına az kalmış birinin, tatilini beklerken yapacaklarını hayal etmesi, tatil zamanı tatiline odaklanması, bitiminde deneyimlerini arkadaşlarıyla paylaşması tadını çıkarmaya verilebilecek bir dizi örnektir (Gülgez ve Gündüz, 2019). 

Duygu düzenleme stratejileri birden çok şekilde sınıflandırılmıştır. En çok kabul gören sınıflandırma şekillerinden biri Gross’un süreç modelidir (Gökçe, 2013). Süreç modeli duygusal tepkilerin farklılaşmasında, duygu düzenleme stratejilerinin kullanılma zamanının etkili olduğunu söyler. Bu noktada zaman, duygunun tamamen ortaya çıkmadan öncesi ve çıktıktan sonrası olarak ele alınır. Duygu düzenleme stratejileri de hangi zamanda kullanıldığına bağlı olarak değişiklik gösterir (Akbulut, 2018). Stratejilerdeki bu değişiklikler, geçmiş odaklı ve tepki odaklı stratejiler olarak iki genel sınıfta tanımlanır. 

Geçmiş odaklı stratejiler, duygular gelişmeden önce devreye girerler (Işık ve Turan, 2015). Dolayısıyla duyguların gidişatını erkenden değiştirirler (Gökçe, 2013). Yeniden değerlendirme bu stratejilerden biridir; duyguyu tetikleyen durumun kabul edilemez olduğu zamanlarda kullanılır. Kabul edilmeyen durum, duygudan uzak bir mantık çerçevesinde yeniden değerlendirilir. Bunun sonucunda birey, duruma yönelik düşünce şeklini değiştirir veya bu durumla başa çıkmak üzere yeni kaynaklar arar. Örneğin, birey ilişkisinde karşılaştığı ciddi bir probleme kötümser bakmak yerine, bu problemi aştığı takdirde ilerde benzer problemlerin üstesinden rahatça geleceğini ve bu yüzden şu anki problemin çözümünü gelecekte daha az problem yaşamak adına bir fırsat olarak düşünür. Yeniden değerlendirme stratejisini uygulayan kişilerin uygulamayanlara kıyasla; bu strateji sayesinde stres unsurlarıyla daha iyi baş edebildiği, özsaygılarının ve yaşam doyumlarının daha yüksek olduğu belirtilmektedir. Tepki odaklı stratejiler ise duygu oluştuktan sonra kullanılan stratejilerdir. Bu strateji, duygunun azaltılması veya değiştirilmesiyle ilgilidir. Tepki odaklı duygu düzenleme stratejilerinden biri bastırmadır. Bastırma, yaşanılan duyguyu ifade eden davranışların engellenmesidir. Kişi, sosyal çevresinden gelecek duygusal tepkileri kontrol etmek amacıyla; olumlu veya olumsuz duygularını gizler, azaltır veya yaşadığı duygulara daha az davranışsal tepkide bulunur (Işık ve Turan, 2015). Patronu tarafından azarlanan bir çalışanın yaşadığı öfke ve mutsuzluk duygularını, patronuyla gün boyunca yüz yüze olduğu için dışa vuramaması buna örnektir. Duygu zaten oluşmuş olduğu ve bütünüyle değiştirilemeyeceği için bastırma stratejisinin sıklıkla kullanılması, kişinin kendisini daha yapay ve kötü hissetmesiyle sonuçlanabilir (Gökçe, 2013; Işık ve Turan, 2015). Buna bağlı olarak da kişi olumsuz duygulara ve depresyona yatkın hale gelebilir (Işık ve Turan, 2015). Ayrıca bastırma stratejisi olumlu duyguların dışavurumunu da azalttığı için sürekli kullanılması durumunda sosyal etkileşimi güçleştirip etkileşimde bulunulan çevrenin olumsuz tepkiler vermesine yol açabilir. Bu da kişinin, kişilerarası ilişkilerden uzak durmasına neden olabilir (Gökçe, 2013; Işık ve Turan, 2015).

Duygu düzenleme stratejileri doğuştan sahip olunan beceriler değillerdir. Yaşamın erken dönemlerinde bu beceriler oluşturulurlar (Işık ve Turan, 2015). Yaşamın ilk yıllarında duyguların bebek tarafından tek başına düzenlenememesi, bebeğin ağladığı vakit annesinin onu yatıştırmaya ihtiyaç duyması üzerinden gözlemlenebilir. Yere düşen bir çocuğun yaşadığı duruma vereceği duygusal tepkinin ne olacağına ve ne şiddette olacağına karar vermek için ebeveyninin tepkisine bakması da buna bir başka örnektir. Düşen çocuğa verilen tepkinin telaşlı veya rahat bir şekilde olması, çocuğun o anki duygusunu farklı şekillerde düzenlemesine neden olacaktır. Bu düzenlemenin sonucunu da ağlama veya gülme gibi duygusal ifadelerle belli etmesiyle, bakımverenin duygu düzenlemedeki önemi görülecektir. Duygu düzenleme stratejileri, gelişimsel süreç boyunca kişinin mizacına ve çevresel koşullara bağlı olarak aşamalı bir şekilde geliştirilirler (Gülgez ve Ark., 2019; Yükçü ve Ark., 2017). Yaşamın erken döneminde oluşturuldukları için, çocuğun ebeveyniyle etkileşimi ve ebeveynin çocuğa karşı davranışları duygu düzenlemenin geliştirilmesinde oldukça önemlidir (Özcan ve Çelik, 2018). İlerleyen çocukluk dönemlerinde ise ebeveynin yardımına olan ihtiyaç azalmakta ve arkadaşlar gibi diğer sosyalizasyon etkenleri ön plana çıkmaktadır (Gülgez ve Ark., 2019). Psikososyal değişimlerin, bilişsel ve nöral gelişimlerin etkisiyle, duygu düzenleme becerilerinin gelişimi ergenliğin sonlarına kadar sürmektedir (Gökçe, 2013). 

Duyguların başarılı şekilde düzenlenmesi sağlıklı olmakla, başarısız şekilde düzenlenmesi sağlıksız olmakla eş değer tutulur. Duygu veya duygu düzenleme problemleri, DSM-IV’teki psikopatoloji tanı kriterlerinin %75’inden fazlasını tanımlamaktadır (Duy ve Yıldız, 2014). Duygudurum bozukluğu, anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, boderline kişilik bozukluğu, alkol ve madde bağımlılığı gibi psikopatolojilerde duygu düzenleme güçlüğü açıkça görülebilmektedir (Gökçe, 2013; Akbulut, 2018). Örneğin, alkol bağımlısı olan biri olumsuz duygusunu düzenleyemediği için o duygulardan kaçmak üzere alkole başvurur. Ardından, alkol almaktan kaynaklı olarak pişmanlık, umutsuzluk gibi olumsuz duygular yaşar. Duygu düzenlemede zaten güçlük çektiği için, bu duyguları düzenlemede tekrar alkol kullanımına başvurur (Arabacı, Dağlı ve Taş, 2018). Girilen bu kısır döngüde, duygu düzenlemenin rolü oldukça nettir.

Sonuç olarak, duyguların günlük hayatımızda işlevsel rolü oldukça yüksektir. İşlevselliklerinin devamlılığı, duygu düzenlemenin etkin kullanımıyla doğrudan ilişkilidir. Bu etkin kullanım; yaşamın ilk yıllarındaki bakımveren ve bebek arasında etkileşiminden, sosyal çevreden, bilişsel/nöral gelişimden etkilenmektedir. Duygu düzenlemenin etkin kullanılamaması psikopatolojilerin oluşmasında aracı roldedir. Duygu düzenlemenin ne olduğunu, nasıl geliştiğini, nasıl kullanıldığını ve psikolojik sağlımızı nasıl etkilediğini örneklerle ele aldığımız bu yazımızın sonuna geldik. Duygularınızı başarılı bir şekilde düzenleyip sağlıklı bir yaşam sürmenizi dileriz.

Yazan: İlkay Kahyalar

KAYNAKÇA

Akbulut, C. (2018). Depresyonun Duygu Düzenleme Süreçlerinin İncelenmesi. Klinik Psikiyatri, (21), 184-192.

Arıcı Özcan, N. ve Çelik, E. (2018). Üniversite Öğrencilerinde Riskli Davranışlar ve Duygu Düzenleme Güçlüğünün Yordayıcısı Olarak Algılanan Ebeveynlik Tarzları. Kadın Araştırma Dergisi, 4(1), 21-49.

Baysan Arabacı, L., Ayakdaş Dağlı, L. ve Taş, G. (2018). Madde Kullanım Bozukluklarında Duygu Düzenleme Güçlüğü ve Hemşirelerin Rol ve Sorumlulukları. Bağımlılık Dergisi, 19(1), 10-16.

Bozkurt Yükçü, Ş. ve Demircioğlu, H. (2017). Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Duygu düzenleme Becerilerinin Çeşitli değişkenler Açısından İncelenmesi. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, (44), 442-446.

Duy, B. ve Yıldız, M. (2014). Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlanması. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 5(41), 23-35.

Çelik, H. ve Kocabıyık, O. (2014). Genç Yetişkinlerin Saldırganlık İfade Biçimlerinin Cinsiyet ve Bilişsel Duygu Düzenleme Tarzları Bağlamında İncelenmesi. Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 4(1), 139-155.

Çeçen, R. (2002). Duygular İnsan Yaşamında Neden Vazgeçilmez ve Önemlidir?. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 9(9), 164-170.

Gökçe, G. (2013). Ebeveynin Duygusal Erişilebilirliği ve Genel Psikolojik Sağlık: Duygu Düzenleme, Kişilerarası İlişki Tarzı ve Sosyal desteğin Rolü (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara Üniversitesi, Ankara. 

Gülgez, Ö. ve Gündüz, B. (2019). Çocuklarda Duygu Düzenlemenin Ölçülmesi: Ölçek Uyarlama ve Geliştirme Çalışması. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, (52), 491-518.

Işık, A. ve Turan, F. (2015, Mayıs). Normal Gelişim Gösteren ve Otizm Spektrum Bozukluğu

Olan Çocuklarda Duygu Düzenleme. (Poster). Uluslararası Katılımlı III. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Kongresi “Erken Müdahale”, Ankara. 

İlgar, L. ve Akbaba, G. (2017). Beş ve Altı Yaş Çocuklarının Duygu Düzenlemelerinin Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi. Uluslararası Türk Eğitim Bilimleri Dergisi,(9), 492-520.

Öztürk, Y., Özyurt, G., Tufan, A., ve Pekcanlar, A. (2018). Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunda Duygu Düzenleme Güçlükleri ve Tedavisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 10(2), 198-211.

Saruhan, V., Başman, M. ve Ekşi, H. (2019). Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlanması. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 19(3), 1090-1101.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on pinterest
Pinterest
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editör Girişi