Okunuyor:
Kardeş Kıskançlığı
Paylaş:
Image

Kardeş Kıskançlığı

Büşra Tuncer
1 yıl önce

Kıskançlık, insanoğlunun içgüdüsel ve olağan duygularından yalnızca biridir. Pines’a (1998) göre kıskançlık, önemsenen bir ilişkinin yitirilmesine ya da bozulmasına yol açabilecek bir tehlikenin algılanması sonucunda verilen karmaşık bir tepkidir (Demirtaş & Dönmez, 2006). Bu duyguda mühim olan ne boyutta hissedildiğidir. Kişiye ve çevresine zarar verme aşamasına geldiğinde, olağan bir duygudan ziyade bir problem haline dönüşmektedir. Yaşamın her aşamasında hissedilebilen bu duyguya, çocukluk döneminde kardeşe yöneltilmiş haliyle rastlanabilir. Genelde, kıskançlığın yönü büyük kardeşten küçük kardeşe doğru olsa da tam tersinin de yaşanması muhtemeldir. Yapılması gereken çocuğun belki de ilk kez karşılaştığı bu duygusunu bastırmak değil, nasıl baş edebileceğini öğretmek ve bu süreci gündelik hayata adaptif hale getirmektir.

Aileye katılan her üye ile birlikte bireyler arasındaki dengeler yeniden kurulmayı gerektirir. Bu dengenin kurulması kimi ailelerde aşılması güç bir sürece dönüşebilmektedir. Öyle ki çoğu anne-baba adaylarında bu süreç kaygı ve paniğe sebep olduğu için ikinci çocukları konusunda son derece çekimser davranmaktadır. Oysa korkuyla ya da panikle karşılanması gereken bir durum değildir (A. Poyraz).

İlk çocuk, yenidoğanla birlikte aile içindeki statüsünü ve aile üyelerinin sevgisini kaybettiğini düşünebilir; o ana dek sadece kendisine ait olan ilgiyi, sevgiyi, anne ve babayı bir başkasıyla paylaşmak zorundadır. Bu, ilk çocuğun o ana kadar yabancı olduğu bir duygudur. Durumu kabullenmesi ya da adapte olabilmesi için ihtiyacı olan biraz zaman ve anlayıştır (A. Poyraz). Bu süre zarfı içinde; “Onun yeri ayrı senin yerin ayrı, çocukluk etme, kıskançlık sana hiç yakışmıyor, sen büyüksün, sen abisin/ablasın vb.” karşılaştırma içeren, gereksiz sorumluluklar yükleyen, çocuğun duygularını reddeden hatalı cümleler kurulmamalıdır. Bu tarz söylemler durumu normalleştirmek yerine çocukta öfkeye, nefrete veya suçluluk hissine sebebiyet verebilir (A. Poyraz).

 Peki Bu Süreci Sağlıklı Tamamlamak Adına Neler Yapabilirsiniz?

Öncelikle çocuktan hamilelik gizlenmemelidir. Bu bilginin çocukla ne zaman paylaşılacağı ve merak ettiği kadarının, onun anlayabileceği şekilde ifade ediliyor olması son derece mühimdir. Gereğinden fazla yapılan ve soyut ifadeler içeren açıklamalar çocuğu tedirgin edebilir, kafasını karıştırabilir. Kardeş kavramıyla tanıştırılan çocuğun, kardeşiyle iletişimi hamileliğinizde başlamalıdır.

Hamilelik süresince çocuğun isteği dahilinde ona sorumluluklar vermek, onu kardeşi için yapılan hazırlıklara ve yenidoğanın bakım sürecine dahil etmek süreci kolaylaştırabilir. Yenidoğan için yapılacak alışverişlere çocuk dahil edilebilir; ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Adil olmak adına sürekli her iki çocuğa da alışveriş yapmak hatadır. Bu çocukta; ” Bebeğe ne alınırsa bana da alıncak.” düşüncesini yaratabilir (Görhan, 2012). Bunun yerine ayrı alışveriş günleri belirlemek çocukta farkındalık sağlayacaktır. Yine çocuğunuzu kardeşinin bakımına dahil etmek için oyuncaklarla alt değiştirme, uyutma, besleme provaları yaparak durum eğlenceli hale getirilebilir.

Bebeğin doğumuyla birlikte bazı çocukların yaşından küçük davranışlar sergilediği gözlemlenmektedir. Emzik ve biberon kullanmak, ebeveyn odasında uyumak, altının bağlanmasını isteme gibi davranışlar gözlemlenenler arasındadır ve bu tarz geriye dönüşlerinin tek amacı, paylaşmak zorunda kaldığı ebeveyn ilgisini dikkat çekerek yeniden kazanmaktır. Bu davranışlar sert tepkiyle, panik ve kaygıyla karşılanmamalıdır; çünkü bir süre sonra bu davranışlarda sönme gerçekleşecektir.

Kıskançlığın artması durumunda çocuklar kardeşlerine zarar verme eğiliminde de olabilirler. Bu durum karşısında çocuğun hissettikleri, davranışının nedenleri dinlenilmeli ve yaptığının yanlış olduğu net bir dille açıklanmalıdır (A. Poyraz). Yanlış davranışını cezanlandırmak yerine doğru davranışlarının ödüllendirilmesi, hissettiklerinin daha önce başkaları tarafından da hissedildiğinin anlatılması; ancak nolursa olsun kardeşine zarar vermenin doğru olmadığının açıklanması etkili olmaktadır.

Kardeşlerin büyümesiyle kıskançlık tartışmalara, geçimsizliklere, iletişim problemlerine neden olabilmektedir. İki kardeş arasında yaşanan tartışmalarda bütün yükün büyük olan çocuğa yüklenmesi sık yapılan hatalar arasındadır. Çok gerekmedikçe ebeveynler tartışmalara dahil olmamalı, sorunu kendilerinin çözmesi için zaman verilmelidir. “Sen büyüksün.” diyerek kardeşler arası eşitliğin bozulması büyük çocuğun öfkelenmesine, küçük olanın ise ayrıcalıklı hissederek haksız olabileceğini düşünmemesine sebebiyet verebilir. Tartışma sonundaki cezalandırmalarda adil olmak ve cezanın nedenlerini açıklamak son derece önem arz etmektedir (Görhan, 2012).

Sonuç olarak süreç sancılı da olsa unutmamak gerekir ki kardeş kıskançlığını yaşayan tek çocuk size ait değildir. Bu duygu Habil ve Kabil’in hikayesine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Önemli olan sürecin ruhsal zararlardan korunarak atlatılmasıdır. Ebeveynlere düşen duyguların yaşanmasına izin vermek, durumu gündelik hayatın akışında eritmek, zamanı ve ilgiyi mümkün olduğunca adil dağıtmak ve büyük çocuğun da hala çocuk olduğunu unutmamaktır.


 KAYNAKÇA

Arslan Poyraz, S., Kardeş Kıskançlığı, zerrintopcu.com adresinden erişildi.

Görhan, G.(2012), Çocuğunuzla İlgili Bilmek İstediğiniz Her Şey, Nobel Akademik Yayınları, Ankara, (69-72).

Demirtaş, H. A., Dönmez, A.(2006), Yakın İlişkilerde Kıskançlık: Bireysel, İlişkisel ve Durumsal Değişkenler, Türk Psikiyatri Dergisi, 17(3), 181-191.

Bunları beğenebilirsiniz.

Image

PsikoPress Yapımı Sihirli Değnek: Terapi Odası

Her öyküye değil, çoğu zaman tamamlanamamışlara kalem tutar terapi odaları. Tamamlananlar sıcak bir gülümseme eşliğinde anılarda tazelenirken ...

Image

Rakamlarla Dünyada Kadın Olmak

Şiddet, birey üzerinde fiziksel bir gücün ya da iktidarın kasıtlı bir biçimde uygulanması sonucu psikolojik hasara, ölüme veya fiziksel yaralanmaya yol açmasıdır.

Image

Duygular İnsan Yaşamında Neden Önemlidir?

“Mesele, duyguları aklımızdan söküp atmak ya da arkalarına saklanmak değil, bunları kabul ederek yaşamak ile ilgilidir.”

arrow-up icon