Okunuyor:
Modern Çağın Rahatsızlığı: Nomofobi ve Netlessfobi
Paylaş:
Image

Modern Çağın Rahatsızlığı: Nomofobi ve Netlessfobi

Şükrü Önbaş
2 yıl önce

   İnternet ve akıllı telefonların hayatımıza girmesi ve kullanım sıklığının artması, bizi iki yeni kavramla tanıştırdı: “Nomofobi” ve “Netlessfobi”. Bilgiye hızlı erişim, dünyada olup bitenlerden haberdar olma, mesafe kavramını kaldırma, hızlı ve kaliteli hizmetler sunabilme gibi getirileri olmakla birlikte, yanlış kullanım durumunda bu mecralar, bireyleri gerçek anlamıyla ağına düşüren bir yapıya dönüşebilmektedir. İşte bu yanlış kullanım vasıtasıyla tanıştık “Nomofobi” ve “Netlessfobi” ile…


Kavramları tanıtmadan ve özelliklerini anlatmadan önce, aslında bir sonraki paragraftaki istatistiksel veriye göz gezdirmemiz, bu kavramların önemini ve ciddiyetini daha iyi yorumlamamızı sağlayabilecek bir araç olabilir.


Ne kadar İnternet ve Sosyal Medya Kullanıcısı Var?


   2018 yılının Nisan ayı itibari ile 4.08 milyar internet kullanıcısı ve 3.29 milyar sosyal medya kullanıcısı bulunmakta. İnternet kullanıcısı sayısının, dünya nüfusunun %51’ini, sosyal medya kullanıcısının ise dünya nüfusunun %37’sini kapsadığını, dünya genelinde hiç sosyal medya kullanmayan veya çok az kullanan 60 yaş üstü bireylerin ve çocukların olduğunu varsayacak olursak, internet ve sosyal medya kullanıcıları popülasyonunun çok büyük bir bölümünün erişkin bireyler ve ileri yetişkinler de dâhil olmak üzere, bu yaş aralığını kapsadığını söylemek ve bu aralıktaki bireylerin internet kullanım oranlarının çok yüksek olduğunu varsaymak pek de yanlış sayılmaz(Dijilopedi, 2018).

Yine aynı dönemde sadece “Youtube”, “Twitter”, “Instagram”, ve” Facebook”’ta 5 milyarı aşkın kullanıcı bulunmaktadır. Kullanım ve kullanıcı sayısı da her geçen gün artmaktadır. Örneğin, 2017 nisan ayı ile kıyaslandığında sosyal medya kullanımında %13, internet kullanımında ise %7’lik bir artış görülmüştür (Dijilopedi, 2018) .

Bu kullanıcı ve kullanım sayılarındaki artışların etkisini “Facebook”, “Instagram”, “Twitter” gibi mecraların cazibesi, her geçen gün yenisi eklenen uygulama (application)lar ve Youtuber’lar, gamer’lar, blogger’lar ve başka bilmediğimiz “-lar”lardan ayrı tutamayız elbette.


Tüm bu mecralara ve rakamlara değinilmesinin asıl sebebi, internet ve sosyal medya kullanıcılarının ne kadar büyük bir kitle olduğunu ve basit gibi görünen bu iki kavramın aslında ne kadar büyük bir popülasyonu oluşturabileceğini anlamamıza yardımcı olmasını sağlamaktır.


Peki gelelim “Nomofobi”ye;

    Nomofobi, psikolojik terminolojide mobil teknolojilerin aşırı ve problemli kullanımlarına işaret eden yeni bir kavramdır. Modern çağın bu yeni fobisini kısaca, “bireyin mobil cihaza erişemediği veya cep telefonu ile iletişim kuramadığında yaşanılan korku” olarak tanımlayabiliriz (Kocabaş ve Korucu, 2018).


Nomofobik bireylerde genellikle;

Telefonu düzenli olarak kullanmak,

Sürekli ekrana bakmak,

Mesaj olup olmadığını kontrol etmek,

Telefonu terk ettiğinde kaygı ve endişede artış gibi durumlar söz konusudur (akt. Öztürk, 2015).


Netlessfobi;

    Netlessfobi ise temel olarak “internetsiz kalma korkusu” olarak tanımlanmaktadır. Bu bireyler için sadece akıllı telefon taşınması yeterli değildir. Bireyler, internet olmayan ortamda büyük sıkıntı duyar ve bu sıkıntı sonucunda fiziksel tepkiler gösterir. Daima internete bağlı olma ihtiyacı söz konusudur. Sürekli olarak sosyal medya hesaplarını kontrol etme veya profilini güncelleme gibi eğilimler de görülmektedir (Akman ve Işık, 2018).


Netlessfobik bireylerde genellikle;

Günde 10 saatten fazla çevirimiçi durumda olma,

İnternet bağlantısı kesildiğinde hayatın durduğu inancına sahip olma,

Cihazlarına uyurken daha ulaşılabilir mesafede bulunma,

Günlük 20’den fazla sosyal amaçlı bildirimde bulunma gibi durumlar söz konusudur (Akman ve Işık, 2018).

Elbette her iki kavram için de yukarıdaki kriterler net çizgilerle çekilmiş sınırlar değildir. Bu yazıda en genel anlamıyla belli başlı belirtilere değinilmiştir.


Genel itibari ile bu söz konusu durumlar bireyler için;

Bilişsel performans ve çalışma sürekliliğinde azalma,

Uyku düzeninde ve rahatlığında azalma,

Sosyal fobi ve depresyon belirtileri gibi durumların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.


Sosyal medya ve internet, popüler hayatın önemli bir faktörüdür. Elbette ki çağımız bu iki olgu olmadan düşünülemez, ancak belki bir miktar öz denetime sahip olmak ve farklı zevkler bulmak, bizi nomofobi ve netlessfobi gibi rahatsızlıklardan koruyabilir.


Hangi Önlemler Alınabilir?

Sosyal medya bildirimlerini en aza indirme ve kapatma,

Cihazı uzun bir şifre ile kilitleme,

Cihazınızı gece uyurken ulaşamayacağınız bir yere koyma veya kapatma,

Mobil cihazınızda geçirdiğiniz zamanı kısıtlayıcı uygulamalar kullanma (Örneğin, Apple’daki Ekran süresi),

Aileniz ve sevdiklerinize daha fazla vakit ayırma,

Sosyal medyada geçireceğiniz süre yerine kitap okuma veya farklı hobiler bulma gibi çözümler üretilebilir (Psychologies Türkiye, 2018).


Sonuç olarak;     

Maalesef ki “Nomofobi” ve “Netlessfobi” çağımızdaki pek çok kişiyi etkilemektedir ve 21. Yüzyılın göz ardı edilmemesi gereken en gerçekçi problemlerindendir.

Bu kavramların beraberinde getirdiği, bireyin gündelik yaşantısında ortaya çıkan gözle görülür sorunların yanı sıra, yine bireyin kendini gerçekleştirebilmesi ve potansiyelini keşfetmesinde bir duvar, önemli sağlık sıkıntılarının da bir aracısı olabilmektedir.

Yazımızın girişinde sıraladığımız yararlarının yanı sıra, internet ve sosyal medya olumsuz kullanımının artışını engellemek de, Z Kuşağı’nın bu olumsuz etkilerden pay almamasını sağlamak da, internet ve sosyal medyanın gündelik yaşamın bir mecburiyeti yerine, boş zamanların bir hobisi haline dönüşmesine aracılık etmek de yine bizlerin elinde…


Kaynaklar:

Erdem, H., Türen, U. ve Kalkın, G. (2017). Mobil Telefon Yoksunluğu Korkusu (Nomofobi) Yayılımı: Türkiye’den Üniversite Öğrencileri ve Kamu Çalışanları Örneklemi. Bilişim Teknolojileri Dergisi, 10(1).

Kocabaş, D. ve Korucu, K. (2018). Dijital Çağın Hastalığı Nomofobi Üzerine Bir Araştırma. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 5(1), 254-268.

Öztürk, U. (2015). Bağlantıda Kalmak ya da Kalmamak İşte Tüm Korku Bu: İnternetsiz Kalma Korkusu ve Örgütsel Yansımaları. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8(37).

Dünyada İnternet Kullanımı ve Sosyal Medya İstatistikleri – 2. Çeyrek Raporu (t.b.). https://dijilopedi.com/dunyada-internet-kullanimi-ve-sosyal-medya-istatistikleri-2-ceyrek-raporu/

Hâkimiyet Mekanizması. (2018, Kasım). Psychologies.

Akman, E. ve Işık, M. (2018). Kamu Çalışanlarında İnternetsiz Kalma Korkusu (Netlessfobi): Isparta İlinde Bir Araştırma. Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, 6(14), 20-37.

Bunları beğenebilirsiniz.

Image

Benlik Saygısı

Benlik, kendimize ait olduğuna inandığımız kesin düşüncelerimiz, kendimizi algılayış biçimimiz ve kişiliğimize yön veren kalıtsal ve çevresel etmenlerin ortak bir ürünüdür.

Image

Ve Kanser Psiko-Onkolojiyi Doğurdu!

İnsan vücudunda bulunan her bir hücre, yaşamı boyunca belirli bir sayıda bölünebilir.

Image

Psikolojik Sözleşme

Psikolojik sözleşme iş dünyasının oluşumundan itibaren varlığını sürdürmüş olsa da teorik olarak söz konusu olması 1960 yılında Argyris tarafından gerçekleştirilmiş ve literatüre katılmıştır.

arrow-up icon