Okunuyor:
“Olmayacak, Biliyorum” Dediğimiz Her An: Öğrenilmiş Çaresizlik
Paylaş:
Image

“Olmayacak, Biliyorum” Dediğimiz Her An: Öğrenilmiş Çaresizlik

Avatar
4 ay önce

  “Kesinlikle olmayacak”, “Boş yere umut ediyorum”, “Hiçbir şeyin düzeleceğine inanmıyorum”. Bir hayat hayal edin, içinde umut olmayan, inanç olmayan… Her şey ne kadar da zor olurdu öyle değil mi? Oysa ki insan yaşamını anlamlı kılan umuttur. En zor zamanın içerisinden bile iyi bir anlam çıkarmak, kötü diye nitelendirdiğimiz her anının bir zaman sonra deneyim olarak bize ulaşması… Peki neden her zorlu yolda biraz daha ileriye gitmekten korkuyoruz? 

Yazımızda bahsetmek istediğim bu çaresizliğin nasıl oluştuğu ve önüne nasıl geçebileceğimiz. 

   Hayat seyrimiz içerisinde davranışlarımızla değiştiremediğimiz şeyler olabilir. Belki sadece bireysel hayatımızı ilgilendiren, belki de toplumsal bir konuya değinen bu durumlar karşısında gösterdiğimiz davranışların olumsuz sonuçlanmasıyla, bir sonraki durumda hiçbir çaba göstermememiz literatüre “öğrenilmiş çaresizlik” olarak geçmiştir. Bunun karşısında gösterdiğimiz her tutum bir bakıma bizim inancımız doğrultusunda gelişir. Kişilik özelliklerine oldukça bağlı olan olumsuz durumlar karşısındaki vazgeçiş veya istikrarlı davranışlarımız, gelecek yeni olaylara karşı tutumumuzu belirler. Konuyla ilgili iki önemli kuram gelişmiştir. Çaresizlik; motivasyonel, duygusal ve bilişsel kontrol kaybına neden olmaktadır. 

-Motivasyonel kontrol kaybı, değiştirebileceğimiz durumda bile kendimizde bu değişim isteğini bulma arzumuzu kaybetmemizdir. 

-Duygusal kontrol kaybı, kişinin içinde bulunduğu olumsuz durumdan hiçbir şekilde çıkamayacağına olan inancıdır. Bu durumu ne kendisinin ne de bir başkasının düzeltemeyeceğini düşünür ve beraberinde depresyon, anksiyete gibi durumlar ortaya çıkar.

-Bilişsel kontrol kaybı, artık davranışlarımızın değişimiyle durumun değişimi arasında bir ilişkinin olmadığını düşündüğümüz durumdur (Gökkaya, 2015).

Öğrenilmiş çaresizlik birdenbire oluşan bir durum değildir. Erken çocukluk döneminde başlar ve hayatımızın bütün evrelerinde bizimledir. Tüm canlılar davranışlarının bir şeyleri etkilemesini bekler, eğer umut ettikleri etkiyi almazlarsa çaresiz hissederler.  Beklediğimiz etkiyi aldığımızda kendimizi çevremize hakim, hükmeden hissetmemiz bizi çaresizliğe karşı bir koruma kalkanı altına alır. Bir davranışı sergilemeden önce olumlu, olumsuz her karşılığa kendimizi hazırlamak, çaresizlik duygusunun azalmasına da yardımcı olacaktır. Davranışımızın durumu neden değiştirmediğini anlamak en önemli bakış açısıdır. Bu sayede değiştirmek için gayretimizi neye harcayacağımızı daha objektif görebilmemiz mümkündür (Ersever, 1993). Kendimizi kötü hissetmemiz, hiçbir şeyi değiştiremeyecek kadar değersizmiş hissine kapılmamızın bizi her açıdan kötü etkilediğini anlamamız gerekiyor. Bilmeliyiz ki gerçekten istersek ve gereken çabayı istediğimiz değişimler için gösterirsek değiştiremediğimiz pek az şey kalır…


KAYNAKÇA

Gökkaya, B., (2015) Çaresizliği Öğrenen Kadın: Öğrenilmiş Çaresizlik. Internatıonal Periodical for the Languages , Literature and History of Turkish or Turkic Volume, 2015:10/14 syf.53-70.

Ersever, H., (1993) Öğrenilmiş Çaresizlik. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Dergisi, 1993:26(2) syf.621-632.


Bu içeriği paylaş:


Bir yorum yapın (Lütfen önce oturum açın.)