Okunuyor:
Öğrenme Teknikleri ve Öğrenmeye Uygun Fizyolojik ve Psikolojik Hazırlık
Paylaş:
Image

Öğrenme Teknikleri ve Öğrenmeye Uygun Fizyolojik ve Psikolojik Hazırlık

Doğukan Ede
2 yıl önce

Öğrenmeyi farklı açılardan tanımlamak mümkündür. En genel tanımıyla öğrenme, kişinin çevreden almış olduğu duyumları, zihinsel süreçler içerisinde yorumlayarak, düşünce sistemini işler duruma getirip kalıcı davranış değişikliği yaratmasıdır (Baytekin, 2004). Diğer bir tanıma göre ise öğrenme, fiziksel uyarım sonucunda beyinde nöral bir bağ oluşturarak biyo-kimyasal bir değişim sürecidir. Bu durumda konuşma bir öğrenmedir. Birey ana dilini ailede almış olduğu eğitim sonucunda öğrenir. Dilin grametik yapısını ise örgün eğitimde öğrenmektedir (Erdem, 2005). Öğrenme, motivasyona dayanan bir süreçtir. Hiç kimse öğrenme isteği olmadan öğrenemez. Öğrenme isteği güdüsel olarak öğrencinin kendisinden gelmelidir. Bu nedenle öğrenmede temel olan faktör öğrencinin etkin olarak sürece katılımıdır (Özer, 2002). Bireylerin etkin ve verimli öğrenmelerini sağlamak için onlara “öğrenmeyi, öğretmek” gereklidir. Öğrenciler hem kendi öğrenme özelliklerini tanıyarak hem de öğrenmede yararlanılan teknikleri bilip kullanarak öğrenmeyi öğrenebilirler ve etkili öğrenmeyi gerçekleştirebilirler. Buradan öğrencilerin öğrenme özelliklerine “öğrenme stilleri”, öğrenmede yararlanılan tekniklere de “öğrenme stratejileri” adlarını veriyoruz. Kısacası, “öğrenmeyi öğretme” bu iki ana konuyla ilgili bilgi ve becerileri kapsar (Özer, 2002).

     1.Öğrenme Stilleri

Her öğrenciye uyan bir öğrenme stili yoktur dolayısıyla herkes aynı şekilde öğrenemez. Bir öğrencinin öğrenme stilini bilmesi, öğrencinin başarısının artmasına neden olur. Öğrenme stili bakımından öğrencileri işitsel, dokunsal ve görsel olarak üç grupta toplayabiliriz (Erdem, 2005).

Görseller: Dağınıklıktan ve karışıklıktan rahatsız olurlar. Önce çalışma ortamlarını düzenleyip daha sonra çalışırlar. Öğrenmede görme duyularını kullanırlar.

İşitseller: Ses ve müziğe karşı duyarlıdırlar. Kendi kendine konuşarak öğrenirler ve birileriyle beraber çalışmayı severler.

Dokunsallar: Bu öğrenciler oldukça hareketlidirler. Sınıfta yerinde duramayan çocuklardır. Öğrenme sürecinde de sürekli hareket halindedirler.

      2.Öğrenme Stratejileri

Öğrenme stratejisi, bireyin kendi kendine öğrenmesini basitleştiren tekniklerin her biridir. Bu teknikler, öğrenen birey tarafından öğrenme sırasında bilgi işleme sürecini etkilemesi için kullanılan davranış ve düşünceleri kapsar. Öğrenme stratejileri ile öğrencinin kendini güdülemesi, yani bilgilerini seçmede, edinmede, düzenlemede ya da bütünleştirmede etkili öğrenme yollarının edinilmesini sağlamak amaçlanır (Erdem, 2005). Öğrenme stratejileri “yineleme”, “anlamlandırma”, “örgütleme”, “anlamayı izleme” ve “duyuşsal” stratejiler olmak üzere beş grupta incelenebilir (Özer, 2002).

 2.1.Yineleme stratejileri

Bu stratejide temel nokta zihinsel yinelemedir. Olduğu gibi tamamen aynı hatırlanması istenen bilgilerin öğrenilmesinde bu strateji etkilidir. Metinde yazılanların altını çizme, aynı sözcüklerle not alma, değiştirmeden yazma, sesli okuma yineleme stratejisine girmektedir (Erdem, 2005).

 2.2.Anlamlandırma stratejileri

Bilgiler arasında bir ilişki kurarak anlamlı öğrenmeyi hedefler. Öğrenciler yeni öğrendikleri bilgileri, eskiden öğrenmiş oldukları uzun süreli bellekteki bilgilerle birleştirerek öğrenirler (Özer, 2002). Soru yanıtlama, zihinsel imge oluşturma, tümcede kullanma, benzetim yapma, özet çıkarma ve not alma anlamlandırma stratejisine girmektedir (Özer, 2002).

 2.3.Örgütleme Stratejileri

Örgütleme stratejileri, öğrenilecek bilgilerin yeniden düzenlenip yapılandırılarak öğrenilmesini sağlayan stratejilerdir. Örgütleme stratejileri anlamlandırma stratejileriyle birlikte kullanılır (Özer,2002). Ana hatları çıkarma, bilgi haritası oluşturma ve çizelgeleştirme olmak üzere alt gruplara ayrılmaktadır (Erdem, 2005).

  2.4.Anlamayı izleme stratejileri

Anlamayı izleme stratejileri, öğrencilerin kendi öğrenme şekillerini düzenlemelerine, yürütmelerine ve analiz etmelerine yön gösteren stratejilerdir. Anlamayı izleme, öğrencilerin biliş bilgisine sahip olmalarını gerektirir. Anlamayı izleme stratejileri sorunları belirleme ve tanımlama, dikkatini toplama ve tepkilerini yönlendirme, kendini pekiştirme ve değerlendirme, hatalarını düzeltme ve çözüm üretmeyi içerir (Erdem, 2005).

 2.5.Duyuşsal stratejiler

Duyuşsal stratejiler öğrenmede duygusal engelleri kaldırmaya yardım eden ve aynı zamanda güdülenmeyi sağlayan stratejilerdir. Sınav kaygısı, dikkati toplayamama gibi olumsuz durumları duyuşsal stratejilerle ortadan kaldırabiliriz. Duyuşsal stratejiler dikkat yoğunlaştırma, olumlu tutum geliştirme, güdülenme ve kaygı seviyesini azaltma gibi teknikleri içerir (Özer, 2002).

 

Öğrenmeye Uygun Fizyolojik Ve Psikolojik Hazırlık

İnsanların konuşması, çeşitli tutum ve alışkanlıkları kazanması, hayatın her aşamasındaki öğrenme ile ilgilidir (Selçuk, 2010). Bu nedenle davranışlarımızın nasıl meydana geldiği veya neden öyle davrandığımız gibi soruların yanıtlarını öğrenme kavramı çerçevesinde araştırılması gerektiği düşünülmektedir. Öğrenme, bireye yaşantılarından yararlanma olanağı sağlamada önemli bir işleve sahiptir (Howe, 1980). Bu doğrultuda yazının bu bölümü öğrenmenin gerçekleştirilmesi aşamasında fizyolojik ve psikolojik hazırlık süreçlerini ele alınacaktır.

    1.Öğrenme için fizyolojik hazırlığın yapılması

Öğrenme için fizyolojik hazırlığın, psikolojik hazırlıktan önce yapılması öğrenmenin gerçekleşme aşamasında daha doğru bir yol olarak gözükmekle birlikte fizyolojik hazırlığı iyi yapmamış bireyin psikolojik hazırlığı tam anlamıyla gerçekleştirmesi olanaklı olmayabilir.

      1.1. Beden duruşu

Öğrenme genellikle insanlar tarafından masa başında gerçekleştiği için beden duruşunun masa başında nasıl olması gerektiği ve öğrenmenin maksimum seviyede olması için gerekli duruşun nasıl olması gerektiği konusunda bazı araştırmalar yapılmıştır.

*Öncelikle bireyin masa başında oturma şekli dik ve nefes alış-verişini engellemeyecek şekilde olması gerekmektedir bu şekilde bedene maksimum seviyede nefes girdisi sağlanacak ve öğrenme aşamasında maksimum verimi alması sağlanacaktır.

*Dik oturma, omurgaya yaklaşık % 25 daha az yük binmesini sağlar ve birçok sırt problemini önler.Bu durumda uzun süreli öğrenmelerde bireye pozitif yönde etki edeceğinden öğrenmeye olumlu etkisi olacaktır.

*Oturma yüksekliği kolların mümkün olduğu kadar az gergin ve yatay olması sağlanmalıdır. *Baldırın iç yüzeyine gelen basıncı azaltmak için de ayakların zemine veya ayakaltlığına yeterince oturmasına dikkat edilmelidir.

*Kollar yazı yazarken, yere paralel tutulmalı ve bilekler bükülmemelidir.

*Ayrıca ek olarak sağlıklı bir çalışma ortamında gürültü maximum( 55 – 65) desibel, ortam ısısı ( 21 – 23) o C, nem oranı ise % 45 – 55 olmalıdır.

    1.2. Doğru nefes alma

Bedenin sakinleştirilip, düşüncelerin netleştirilmesi ve beynin verimli çalışması, nefes kalitesi ile doğru orantılı olup doğru nefes en etkili araç olarak karşımıza çıkmaktadır . Nefes kalitesi yükseldiğinde ve odaklı ama rahat derin, içten, doyurucu bir nefes alış verişinde bulunulduğunda kişinin zihinsel aktivitesi de aynı oranda kaliteleşmektedir.

Göğüsün ve akciğerlerin genişlemesi göğüs boşluğunda ince bir vakum, bir boşluk oluşturduğunda havanın içeri çekilmesini mümkün kılarak nefes almaya izin verir. Göğüsün genişlemesi esasen diyafram tarafından gerçekleştirilir ve kaburgalar arasındaki ve omuzlardaki ufak kaslarda bu işleme yardımcıdır. Dolayısı ile tam kapasitede alınacak bir nefeste diyafram ile birlikte bütün bu kaslarda işlevsel durumda olmalıdır.

Diyafram, karın boşluğunu, kalbi ve akciğerleri içeren göğüs boşluğundan ayıran bir kastır. Nefes alma sırasında diyafram kubbe şeklinden düz bir hale doğru büzülerek ciğerleri aşağı doğru uzatırken karın boşluğundaki organları aşağı doğru iter. Karnın durumu gözlenerek diyaframın düzgün şekilde çalışıp çalışmadığı kolayca anlaşılabilir.Diyafram aşağı doğru büzüldüğünde karnın üst kısmı hafifçe dışarı çıkıntı yapar. Eğer nefes alma sırasında karnın bu bölümü sıkı tutuluyorsa diyafram rahatça aşağı doğru düzgün şekilde inemez ve bu nefes alma kapasitesini düşürür.

     1.3. Sağlığa dikkat edilmesi

Sağlık, insanın bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmasıdır. İnsanların hayatlarını sağlıklı olarak sürdürebilmelerinde çeşitli faktörler vardır. En önemli faktörlerin başında beslenme gelmektedir. Beslenme yeterli ve dengeli olduğu takdirde insanlar hem ruhen hem de bedenen daha verimli olmaktadırlar (Akar, 2006).Bu durumda ise öğrenme birey için daha kolay ve nitelikli olacaktır.

      1.4. Beslenme

Zengin besinli bir diyet çocuğun beyin fonksiyonlarının en iyi şekilde gelişmesi için çok önemlidir. Epidemoloji Jurnali ve Toplum Sağlığı’nda yayınlanan güncel bir çalışma 8 yaş üstü yaklaşık 4000 çocuğun doğumundan itibaren beslenme biçimlerini takip etti. Çalışma, zengin besinli bir beslenmesi olan ve meyve sebze yiyen küçük çocukların 8 yaşına geldiklerinde, işlenmiş gıda ve yağ ve şeker yiyen tüketen çocuklara kıyasla daha yüksek IQ seviyesine sahip olduğu sonucuna vardı. Yiyecekler, çocukların beyin fonksiyonlarında uzun süreli bir etki bırakıyor.

Beslenme, çocukluğun her aşamasında, beynin gelişiminde önemli bir rol oynar.

Hayatın ilk yıllarında beyin en hızlı gelişimini gösterse de, ergenlik boyunca gelişmeye devam eder. Yani, çocukların yeterli beyin gelişimini sağlamak için tüm yaşlarda yüksek besin değeri olan gıdalar tüketmesi çok önemlidir.

      1.5.Gerginlikten uzak durma

      Teknik olarak gerginlik, bir durumun getireceği sonuca yönelik duyulan aşırı kaygı olarak tanımlanabilir. Günlük hayatta karşılaştığımız birçok olayda hep en kötü sonuca ulaştığımızı hayal eder ve gerçekle alakası olmayan korkutucu senaryolar yazarız. Boşu boşuna yarattığımız bu korkular kalp atış hızımızda ani yükselmelere ve sonucunda; kalp krizinden uyku problemlerine, okul ve işte konsantrasyonunuzun düşmesinden aile ilişkilerinde bozulmalara varacak kadar ciddi fiziksel ve duygusal tahribatlar yaratır.Sonuç olarak öğrenmenin gerçekleşmesi aşamasında gerginlik hali bireye olumsuz yönde etki edeceğinden bireyin gerginlik halini minimum seviyede tutması hatta mümkünse tamamen gerginlik halinden kurtulması öğrenmesine pozitif etki edecektir.

2.Öğrenme için psikolojik hazırlığın yapılması

     2.1.Çalışılacak-Öğrenilecek konunun netleştirilmesi

Öğrenme davranışı başlamadan önce bireyin öğrenilecek konu hakkında çıkarsamalar yapıp konuları netleştirmesi bireyin o konuyu öğrenme olanağını pozitif yönde etkileyecek nitelik açısından da olumlu sonuç alınacağı bilinmektedir.

     2.2.İstekli ve ilgili olunması

Bireyin öğrenilecek konu hakkında ilgili olması konuyu öğrenme isteğini doğuracağından birey öğrenilecek konuya daha fazla dikkat ve konsantrasyon sağlayacaktır bu durum ise bireye öğrenme aşamasında pozitif yönde etki sağlayacaktır.

   2.3.Öğrenme amacının belirlenmesi

Öğrenmenin edinilmesi için birçok şeyde olduğu gibi bireyin kendine belli bir yol ve amaç belirlemesi gerekmektedir.Bu şekilde öğrenmenin edinilmesi kolaylaşacak ve birey için öğrenmenin verimi üst düzeyde sağlanacaktır.

     2.4.Konunun öneminin belirtilmesi

İnsanlar için öğrenmenin bazı önem dereceleri söz konusudur.Bazı öğrenimler birey için önemli hatta hayati önem taşırken bazı öğrenimler pek önem taşımamaktadır.Bu durum bireyden bireye değişiklik gösterebilir.Ancak önem derecesi ne olursa olsun birey öğrenilecek konunun önem derecesini belirlemeli bu doğrultuda öğrenimini gerçekleştirmelidir.Bu şekilde istenilen amaca daha iyi ulaşılacaktır.

   2.5.Yöntemlerin seçilmesi ve harekete geçme

Bu aşamada öğrenilecek konunun edinilmesi için bireyin bir yöntem seçmesi bu doğrultuda plan, program belirlemesi gerekmektedir.Daha sonra ise seçilen yöntemle öğrenmenin edinilmesi için harekete geçmesi ve bireyin öğrenmeyi tamamlaması beklenmektedir.

 

KAYNAKÇA

Howe, M. (1980). The psychology of human learning. London: Harper&Rowe.

Selçuk,Z. (2010). Eğitim psikolojisi (19. Basım). Ankara: Nobel Yayın.

Ugüral, Y.(2001).Öğrenme ve öğretmeye psikolojik hazırlık.Dergipark(25),125-138.

Uplifers,(2015).Gerginlik nedir?https://www.uplifers.com/gerginlikle-basa-cikabilmenin-10- yolu/#ixzz5aBBdCwls.Erişim Tarihi:18.12.2018.

Bunları beğenebilirsiniz.

Image

Benlik Saygısı

Benlik, kendimize ait olduğuna inandığımız kesin düşüncelerimiz, kendimizi algılayış biçimimiz ve kişiliğimize yön veren kalıtsal ve çevresel etmenlerin ortak bir ürünüdür.

Image

Ve Kanser Psiko-Onkolojiyi Doğurdu!

İnsan vücudunda bulunan her bir hücre, yaşamı boyunca belirli bir sayıda bölünebilir.

Image

Psikolojik Sözleşme

Psikolojik sözleşme iş dünyasının oluşumundan itibaren varlığını sürdürmüş olsa da teorik olarak söz konusu olması 1960 yılında Argyris tarafından gerçekleştirilmiş ve literatüre katılmıştır.

arrow-up icon