Okunuyor:
Psikolojik Antropolog Roger Caillois ’e göre Hangi Oyun Canavarısınız?
Paylaş:
Image

Psikolojik Antropolog Roger Caillois ’e göre Hangi Oyun Canavarısınız?

Avatar
Yazar: Zirve Paşa
3 hafta önce

Oyun, erken çocukluktan başlayarak sonsuz bir eğlence girdabında hayata dair öğrendiklerimizi pekiştiren, bazen onları yaşamadan deneyim kazandıran bazen de bizi hazırlayan keyifli bir öğretmen gibidir. Eğer onu korumayı becerebilirsek, tüm hayatımız boyunca bizi yönlendiren harikulade bir rehber olarak hep yanımızdadır. Bu güzel rehberin, tahmin ettiğimizden daha fazla işlevi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Oyun, kendi içerisindeki dinamizm ve türüne göre değişen yapısı sayesinde hakkımızda tahmin ettiğimizden çok daha fazla bilginin mesajını iletebilir. Fransız psikolojik antropolog Caillois, farklı kültürlerde benzer etkilere sahip oyunlar üzerine çalışmıştır. İncelemeler sonucu yansıttığı deneyimlere göre oyunları dört farklı kategoriye ayırdı. Daha sonra geliştirilip bunlarla sınırlı kalınmaması gerektiği üzerine araştırmalar ortaya koyulsa da temel olarak; Agon, Alea, İlinx-Vertigo, Mimicry diye bilinmektedir.

Agon, daha çok rekabete dayalıdır. Spor, atletik olaylar, satranç gibi başarının bir başkasının becerisin üzerinde bir performans sağlamaya yönelik oyunların yer aldığı kategoridir. Agonistic, oyunların birtakım becerileri geliştirmeye yöneliktir. Referansımız rakiplerimizdir.  ‘Complete(rekabete etmek)’ kelimesi, latince kökeni ‘con petire’ olarak bilinen ‘birlikte aramak’ anlamını taşımaktadırBu oyunlarda da tahmin edebileceğiniz gibi, her bir kişinin aradığı şey kendi potansiyelini gerçekleştirmektir. Evet, rekabet kelimesi kökeninde atfettiğimiz kadar hırslı ya da çirkin bir algıyı hak etmiyor. Ne zaman ki ilgilenilen şey dışsal birtakım değişkenlere dayanıyor, o zaman büyü bozuluyor. Rakibi yenmek, izleyenleri etkileme isteği, büyük yatırımcılar tarafından beğenilme veya kendini geliştirme motivasyonu olmadan üstünlük kurmaya çalışma isteği… Tüm bu dışsal faktörler dikkat dağıtıcıdır, alacağımız maksimum hazzı ve bilişsel olarak geliştirebileceğimiz performans etkisini düşürür.

Alea; zar oyunları, bingo, çekiliş gibi geleceği tahmin etmeye yönelik türlü şans oyunlarını kapsar. Bu oyunları oynayanların aldığı büyük haz, gizemli bir geleceği kontrol etme yanılgısına dayanır. Şans oyunları her ne kadar evrensel bir olay haline gelip eski kültürlerden bu yana gerek kehanet, gerek ise falcılık olarak kendini gösterse de bir yanılsamaya dayalı kontrol etme ihtiyacından doğar.

Vertigo dendiğinde ise aklımıza kendi etrafında dönen bir çocuğu ya da çocukluğunuzu canlandırabilirsiniz. Bilinci kaybetmenin direkt yolunu takip ederler. Lunaparktaki dönme dolap, atlıkarınca, hızlanarak ya da farklı yollarla odağınızı bilinçten uzaklaştıran genel oyunlar kategorisidir. Hatta oyun olarak adlandıramadığımız bazı bilinci yitirmeye yönelik davranışlar da bu isteğimize hizmet etmekte olabilir (Örneğin alkol, madde kullanımı vb.). Ancak bu tür kullanımların yapay olduğu ve bizi özel kılan en önemli özelliğimizi yitirecek kadar tehlikeli olabileceğini unutmamak gereklidir: Bilinç hakimiyetimizi kaybetmek.

Mimircry(taklitçilik), dans, oyunculuk, gösteri, tiyatro ve diğer sanat dallarını da kapsayan alternatif bir gerçekliğin yaratıldığı oyun grubudur. Bu oyun grubu ile de diğerleri gibi çocukluktan bir tanışıklığımız var. Arkadaşlarımızla veya yalnız başımıza yarattığımız her karakteri oynarken bir yandan da farkında olmadan ‘Şimdiki Ben’imizin oluşumuna katkı sağlıyor ve toplumsal roller konusunda bir alıştırma yapıyorduk. Kimliğimize katkıda bulunacak ögelerle bütünleşiyorduk. Hayali bir karakterin canlandırıldığı da oluyor, hepimizin tanıdığı figürlerin de… Önemli olan her bir karakterde gerçekliğin dışına çıkıp deneyimlerimizi pekiştiren, başka biri olma duygusunu yaşayarak empatiyi geliştiren, geçici de olsa farklı bir gerçekliği hissedebilme şansını elde edebiliyorduk.

Bu dört farklı oyun türünden hangi birine yatkın olduğunuz fark etmeksizin, oyunun yaşama yönlendiren bir tarafı olduğu gerçeğini gözden kaçırmamak önemlidir. Oyun deneyimi, heyecan, akış, rekabet, şans ya da bilinçli bir eğlence arayışı adı altında olabilir. Bir deneyimin provası, onunla karşı karşıya gelindiğinde güvende hissettirir.

Gerçekliğin provasıysa insanı keşfe, yaşamı da yeniliğe yönlendirir.

Keyifli öğretmeninizi hiç kaybetmemeniz dileğiyle…


Bu içeriği paylaş:


Bir yorum yapın (Lütfen önce oturum açın.)