Psikolojik Sözleşme

Bu yazımda sizlere durmaksızın gelişen dünyamızda, gittikçe zorlaşan çalışma hayatı ve iş ortamlarının, ayrıca bireysel ilişkilerin kilit mekanizmalarından biri olan psikolojik sözleşmeden bahsedeceğim.

Psikolojik sözleşme; işveren/çalışan ve bireysel ilişkiler arasında karşılıklı olarak beklentileri ve bu beklentilerin sonucunda meydana gelecek durumların yazıya dökülmemiş ve açıkça dile getirilmemiş halini temsil eden psikolojik anlaşma sürecidir. Psikolojik sözleşme iş dünyasının oluşumundan itibaren varlığını sürdürmüş olsa da teorik olarak söz konusu olması 1960 yılında Argyris tarafından gerçekleştirilmiş ve literatüre katılmıştır. Bazı uzmanlar psikolojik sözleşmeyi yazılı ve sözlü sözleşmelerin temeli olarak görmektedir.

İş Hayatında Psikolojik Sözleşme

Günümüz global dünyasında rekabetin artması, hızlı değişim gösteren piyasa koşulları, teknolojinin gelişmesi, eğitim gereksinimlerinin artması ve bu değişkenler ile alakalı olarak bireylerin bakış açıları eskiden olduğu gibi yaşanılan bölgenin kültürüne bağlı olmak yerine daha evrensel bir hale gelmesi ile giderek göreceli bir hal almaktadır. Günümüzde bireyler içlerinde bulundukları hayatı sosyal yaşamın büyük bir etkisi içerisinde bulunarak geliştirmekte ve beklentilerini bunun üzerine oluşturmaktadırlar. Bunun yanı sıra iş dünyası da bu değişimleri yakalamak, çalışanlarını daha kalifiye hale getirmek veya bir iş ekibi kurarken firmaların ve çalışanlarının daha fonksiyonel hale gelebilmesini sağlamak ve ortak bir çıkar uğruna çalışmak için psikolojik sözleşme üzerinde dikkatle durmaktadırlar. İşveren firmalar çalışanlarına adaletli ve çalışma düzeylerine dayalı bir ücret ve istihdam sunarken, çalışanlar beraber çalıştıkları işverene veya firmaya dürüstlük, sadakat gibi beklentiler sunmaktadırlar. Bu psikolojik sözleşme taraflar arasında bilişsel olarak kabul edilip çalışan ve çalıştıran arasındaki ilişkinin gidişatını belirleyecek temel taşı oluşturmaktadır. Psikolojik sözleşmenin ihlali ve bozulması taraflardan birinin karşı tarafta oluşturmuş olduğu beklentileri yerine getirmemesi veya ihlal etmesi sonucunda oluşmaktadır. Psikolojik sözleşmenin bozulması veya ihlali tarafların birbirine olan beklenti ve güveninin azalması sonucunu doğuracaktır. Bu durum genellikle firma veya işveren tarafından yaşatıldığında karşı taraf olan çalışan üzerinde iş verimliliğinde azalma, dürüstlüğün bozulması, gizli işsizlik ve saldırganlık gibi tepkiler gözlenirken çalışan tarafından bir ihlal söz konusu olduğunda işverenin çalışana karşı olan tutumu, beklentisi, destek ve garantörlüğü değişmekte ayrıca istihdamı tehlikeye sokmaktadır.

Bireysel İlişkilerde Psikolojik Sözleşme

Psikolojik sözleşme hakkında yapılan çalışmalar genellikle iş hayatı üzerine olsa da bu durum iş dünyasının gereksinimlerinden kaynaklanmaktadır. Bu durumun yanı sıra birbiri ile herhangi bir ilişki kurmuş olan bireyler arasında da söz konusudur. Bireylerin birbirleri ile sözlü veya yazılı olarak konuşmadıkları durumlara karşı beklentileri olmaktadır. Bu durum tıpkı iş dünyasında olduğu gibi bireysel ilişkilerin de temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Bireysel ilişkilerde psikolojik sözleşme kavramı oluşurken bazı etkenlere göre gelişmektedir. Bunlara örnek vermek gerekirse Beklenti kuramı, Karşılıklılık normu, Sosyal mübadele kuramı ve Eşitlik kuramı gibi modeller konuyu özümsememizde bizlere yardımcı olmaktadır. Bireyler arası psikolojik sözleşme günümüz sosyal yaşantılarında her geçen gün önemini arttırmakta ve hızlı değişimler gösteren global dünyanın etkisi altında kalmaktadır.

Bu durumun negatif etkilerinden kurtulmak isteyen bireyler ilişki kurdukları diğer bireyler ile aralarında oluşan ilişkinin zedelenmemesi ve korunması ayrıca iyileştirilmesi, herhangi bir ihlal söz konusu olduğunda ilişkilerin bozulmaması ve telafi edilebilmesi için taraflar arasında oluşan psikolojik sözleşmeye dikkat göstermeleri gerekmektedir. Bu beklentileri karşılayabilmek için bireyler içinde bulundukları ilişkilerin karşılıklı iletişim düzeyini daha kaliteli bir hale getirmek adına adımlar atmalıdırlar. Bu durum başlıca düşünceleri ve beklentileri ifade etmek şeklinde ilişkilerde beklentilerin oluşma sürecini daha kaliteli bir hale getirecek ve beklentileri tarafların farkındalık ve güven seviyelerini arttırarak oluşması muhtemel olan ihlalleri engelleyecek bir kalkan ile koruma altına alacaktır.

Kaynaklar

Cihangiroğlu, N., Şahin, B. (2010). ZKÜ Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 6, Sayı 11, ss. 1–16

Karcıoğlu, F., Türker, E. (2010). Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt: 24, Sayı: 2, ss. 121-122

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on pinterest
Pinterest
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editör Girişi