Okunuyor:
PsikoPress Yapımı Sihirli Değnek: Sûret Pazarı
Paylaş:
Image

PsikoPress Yapımı Sihirli Değnek: Sûret Pazarı

Avatar
6 gün önce

“Kendimi kendim yaratsaydım,

Kendimi kendime göre yaratırdım.”

Bedri Rahmi Eyüboğlu


 Eksikliğin rüzgârına kapılıp değişime koşan ayaklar, kaygı yaradılışlı bedenler, noksanlığı maskelemeye çalışan makyajlar, altın orana tabi ölçüler… Bedenini özgürleştiren kendiliğini mahzunlaştıran, insan saatinin zamansızı gösterdiği, çizgilerin silindiği yer... Bir o kadar renkli, bir o kadar renksiz, bir o kadar da özgürlük zulmü… İnsanın insan yapımına müdahale ettiği, tahayyülü zayıf, gerçeği mümkün bir pazar: Sûret Pazarı.

 Rağbet fazla bu yıllarda Sûret Pazarı’na, geleni gideni çok, kulaklarımda kavuşulacak yeni bedenlerin heyecanı... Dün rastladığım bugün başka. Ölçüler alınıyor, yeni bedenlerin siparişi çoktan hazırlanmaya başlanmış. Bedene dair her türlü tatminsizliği yok etmenin umudu var akıllarda. Yeni ifadelerin ruhunda eksik ne varsa tamamlayacağına dair inançlı her değişimci. İdeal bedene ulaşmanın kaygısını taşıyor medyatik şemalar.

 Modern dünya insanın kronik tatminsizliğinin temeli atıldı tasviri kusurlu, kusursuzluk pazarında. Toplumun idealleştirdiği beden imajları ve bireyin kendine olan inkârıyla bedenimize olan saldırılar arttı. Bilişlerimizin ağrısı benliğimizin çığlığını bastırmış olsa gerek ki korkusuzca aynılaştık. Kimi zaman kabul görmek için, kimi zaman ise kendimizi kabul etmek için.

 Aynılaştıkça eksiklik duygusunun yerini zafer naraları aldı, kusursuzluk kisvesi altında özgürleştik. Kontrolsüz tüketiciler ağında bedenimizi elden çıkardık üçe beşe. Ve artık mahremiyetten uzak sergiliyoruz aynılaşma serüvenimizi. Şimdi aynının içinde daha da aynılaşmanın telaşı var derinlerimizde.

 Hâlbuki beyazın en çok siyahta fark edilmesi gibi her birimiz bir diğerimize en çok yakışacakken, aynı renk olmanın gayretiyle soyunduk ruhumuzun giysisinden. Kusursuz bir vücut yaratmanın derdiyle çaldık bilişlerimize kurban verdiğimiz bedenimizden.

 Oysa şekil bulmuş ruhlardık yalnızca.

 Gölgesi bile farklı olan bizler, ışığımızı bir diğerinin ışığından daha az değerli gördük. Bilişlerimize yerleştirilen kusursuzluk teması kendiliğimize olan merakımızı kemirip değişim vaatleriyle başkalarının makyajını yaptırdı çoğumuza.

 Şimdi kusursuzluğun etiketi olarak görüyoruz sûretimize geçirdiğimiz maskeleri. “Ben de aynılaştım.” demenin bir dilini öğrendik bilmem kaç küsurlu yaşlarda.

 İletişim araçlarının ekranlarından beşere seslenen, toplum tarafından çoktan kanıksanmış, dilsiz bir dil bu.

İsmi yok, bedene dair vaadi çok…

 


Bu içeriği paylaş:


Bir yorum yapın (Lütfen önce oturum açın.)