Stanford Hapishane Deneyi

Bir sosyal psikolog olan Philip Zimbardo, 1971 yılında Stanford Üniversitesi’nde bizlere uyma davranışı, kötülüğün ortaya çıkışı ve otorite hakkında çarpıcı bilgiler verecek olan bu psikolojik deneyi gerçekleştirmiştir. Deney, insanların belirli şartlar altında sosyal rollere tepkilerini, psikolojik sağlıklarının bu şartlardan nasıl etkilendiğini ve davranışlarının nasıl şekillendiğini incelemek amacıyla hazırlanmıştır (Uysal, 2016). Üniversitenin Psikoloji Departmanı’nın bodrum katında gerçekleşecek olan bu deney 2 hafta sürecektir. Bir gazete ilanı sonucu başvuru yapan, psikolojik açıdan normal kabul edilebilecek 24 üniversite öğrencisi 12’şer kişi olmak üzere deneye gelişigüzel dahil edilmiştir. Bu 24 gönüllü denek, inşa edilen sahte hapishanede 2 hafta boyunca “gardiyan” ve “mahkum” olarak hareket edeceklerdir. Bu deneye dahil olan gönüllüler daha önceden deneyde hangi role uygun davranacaklarından habersiz olarak katılım sağlamışlardır. Günlük 85 dolar alacaklarını, deneyin süresini ve deneyin hapishane benzeri bir yerde gerçekleşeceğini biliyorlardır. En başından deney süresince mahkumların, gardiyanların emirlerini yerine getirme zorunluluğu oluşturulmuştur. Gardiyanlara ise fiziksel şiddete başvurmaksızın mahkumlara sözlerini geçirebilmeleri için olabildiğince sert davranma izni verilmiştir.

Daha sonra yayınlanan görüntülerde Zimbardo’nun deney yapılmadan önce gardiyanlarla yaptığı konuşmalardan bazıları şöyledir:

“Mahkumlar üzerinde belirli bir ölçüye kadar moral bozukluğu, korku, otorite, kontrol edildikleri hissi yaratabilirsiniz; Benlik ve özel yaşamları ellerinden alınmış hissettirebiliriz. Sonuç olarak beklediğimiz, tamamen gücün bizim -yani sistemin- elimizde olduğunu ve güçsüz olduklarını düşünmeleridir.”

Tamamen gerçek bir izlenim oluşturmak üzere, gardiyanlara haki rengi üniformalar giydirilip ellerine tahta coplar verilmiştir. Herhangi bir göz temasına olanak vermeyen aynalı güneş gözlükleri kullanılmıştır. Aynı şekilde mahkumlara da duruma uygun gerçekçi kıyafetler giydirilerek bilekleri zincirlerle bağlanmıştır. Mahkumların giyindikleri kıyafetlerin arkasında rolleriyle özdeşleşmeleri için, onlara özel numaralar bulunuyordu ve bu numaralar gardiyanların onları numaralarıyla çağırması için eklenmiştir (Haslam & Reicher, 2012).

Daha sonrasında olaylar şöyle gelişmiştir: Mahkumların haberleri olmaksızın gelişen tutuklama, Zimbardo’nun anlaştığı bir polis tarafından silahlı soygun ve hırsızlık gerekçesiyle kapılarının önünden alınarak tutuklanmaları şeklinde gerçekleşmiştir. Uygulanan bütün kurallara uyularak mahkumlara gerekli işlemler yapılmıştır. Mahkumların parmak izlerinin alınması, mugshotlarının çekilmesi ve gerçek bir mahkum arabasında sahte hapishaneye götürülmeleri gibi…

Oluşturulan bu sahte hapishanede, gardiyanlar için şartların gayet konforlu olmasının yanı sıra, mahkumların hücreleri dardı ve sadece ufak bir hapishane bahçesi vardı. Görevleri sırasında, 8 saat boyunca 3 kişilik gruplar olarak nöbet tutuyorlardı ancak görev süreleri bittikten sonra gardiyanlar serbest kalıyorlardı. Sıradan geçen ilk günün ardından, ikinci gün sorunlar başlamıştır. Gardiyanlar, mahkumların kıyafetlerindeki numaraları ezberlemeleri ve daha tanınır hale gelmeleri için gecenin geç saatlerinde onları kaldırıp hiç hesapta olmayan bir sayım gerçekleştirmiştir. Her geçen gün gardiyanlar, otorite sahibi olmanın onlara verdiği hazla mahkumların üzerinde uygulayacakları kontrol taktikleri geliştirmeye devam etmişlerdir.

Gerçek hayatta aralarında bir fark olmadığının bilincinde olan mahkumlar, en başında inatçı bir role bürünseler bile daha sonra şiddetin giderek artması sonucunda verilen role uyum sağlayıp korkak bir hale gelmişlerdir (Bakırcı, 2013)

Kendilerine karşı isyan etmeyenleri aldıkları özel bir hücrede ödüllendirirken, isyan eden mahkumlara önce gizli daha sonra gayet açık bir şekilde psikolojik istismar uygulamışlardır. İşler gittikçe karışık bir hal almış ve ikinci günün sonlarına doğru “8612” numaralı mahkum garip tavırlar sergilemeye başlamıştır. Kendisini role abartılı şekilde kaptıran bu mahkum Zimbardo’nun söylediğine göre:

“8612 numaralı mahkum delice davranmaya başladı, bağırıyor, çığlık atıyor, küfrediyor ve kontrolsüz öfke nöbetleri geçiriyor. Onun gerçekten bu psikolojik durumda olduğunu kabullenmemiz epey bir zaman aldı ve sonunda onu salma kararı verdik” (Kalfa, 2019).

Deney neredeyse bir haftayı tamamlayacakken gardiyanlar ve mahkumlar arasında yaşanan olaylar o kadar gerçekçi ve korkunç bir hal almıştır ki, Zimbardo en başta belirlediği 2 haftalık süreyi tamamlayamadan deneyi sonlandırma kararı almıştır. Sonlandırma kararından önce dahi mahkumlarda ani gelişen sinirsel, nevrotik tepkiler ve yoğun stres belirtilerinden dolayı bazı mahkumlar deneyden çıkarılmıştır. Deneyde hapishanenin müdürü olarak rol alan Zimbardo gardiyanların mahkumlara uyguladığı psikolojik istismarların devam etmesine müsaade edecek kararlar aldığının bilincinde olarak, gerçekleştirdiği deney sonucundan son derece etkilenmiştir.

Özetleyecek olursak:

Gardiyanlara, mahkumlara nasıl davranacakları ve otoriteyi nasıl sağlayacakları konusunda herhangi bir talimat verilmemiştir. Bu deney gardiyanların en başta konuşulan kurallara ne denli uymadıklarını; kendilerine ait olmayan rollere nasıl adapte olarak rollerini sahiplendiklerini ve davranışlarının kimliklerinden nasıl etkilediğini gözler önüne sermiştir. Kontrolden çıkmışçasına kendilerine verilen görevleri yerine getirmeleri birçok şeyi göz önüne sermektedir. Ayrıca insanların onlara gerekli imkanlar verildiğinde, rollerinden bağımsız, ne derece acımasızlaşabildiklerini de ele almış olduk (Haslam & Reicher, 2012). Zimbardo’ya göre içimizde biri iyi biri kötü, iki ayrı sonsuz davranış skalası taşıyoruz ve bu içimizdeki iki uç nokta, durumlara göre su yüzüne çıkıyor. Bunu Zimbardo ‘Lucifer Etkisi’ ile açıklıyor. Kötüye dönüşmeden önce hepimiz özümüzde iyi bir insan olabiliriz. Bu nedenle iyi insan ve kötü insan gibi kesin yargılardan kaçınmamız gerekmektedir (Zimbardo, 2008).

KAYNAKLAR

Uysal, M. S. (2016). Stanford Hapishane Deneyi ve Milgram Deneyi’nin söyledikleri üzerine bir “Yeni Türkiye” analizi. (https://gaiadergi.com/stanford-hapishane-deneyi-milgram-deneyinin-soyledikleri-uzerine-bir-yeni-turkiye-analizi/)

Haslam, S. A., & Reicher, S. D. (2012). Contesting the “nature” of conformity: What Milgram and Zimbardo’s studies really show. PLoS biology, 10(11), e1001426.

Kalfa, T. K. (2019). İnsanlar Neden Kötülük Yapar? (Stanford Hapishane Deneyi).(https://www.webtekno.com/iyi-insanlari-kotu-rollere-koyarsaniz-iyilik-mi-kazanir-kotuluk-mu-stanford-hapishanesi-deneyi-h63176.html)

https://www.prisonexp.org/the-story

www.ted.com/talks/philip_zimbardo_the_psychology_of_evil?language=tr#t-115363

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on pinterest
Pinterest
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editör Girişi