Okunuyor:
Stresin Fizyolojisi
Paylaş:
Image

Stresin Fizyolojisi

Dilara Özdemir
2 yıl önce

Yaşamımız boyunca deneyimlediğimiz ve bizi etkileyen bazı olaylar vardır. Sevilen birinin ölümü, savaşlar, doğal afetler, trafik kazaları gibi olumsuz olayların yanında, bir annenin bebeğini ilk kucağına aldığı an gibi olumlu olaylar da insanlar için strese yol açabilmektedir. Bu tip olayların her biri insanlar için bir stresördür. Bu tip stresörlere herkesin vereceği tepki farklıdır.

Vücudumuzun bizleri hayatta tutmak için verdiği temel tepkiye “savaş ya da kaç tepkisi” denir. Savaş ya da kaç terimini ilk olarak Walter Cannon (1915) ortaya atmıştır. Daha sonra “homeostasi” kavramını, sürdürülmesi için aktif mekanizmalar gerektiren kararlı bir durum olarak tanımlamıştır (Cannon, 1932). Hans Selye, “Genel Adaptasyon Sendromu” (GAS) ile Cannon’un stres çalışmasını açıklamış ve üç evreye bölmüştür.


Selye’nin stres evreleri sırasıyla; alarm, adaptasyon/direnç ve tükenmedir. Alarm aşaması; tehdit edici unsurla ilk karşılaştığımızda vücudumuzu vereceği savaş ya da kaç tepkisine hazırlar, eğer stres uzatılmazsa kişi ikinci aşama olan adaptasyon/direnç evresine geçer. Adaptasyon evresi boyunca; homeostatik işlemler gerçekleşir. Bunlar stres etkeninin ortadan kalkmasına bağlı olarak bedenin uyarıdan önceki durumuna dönmesini sağlar. Tükenme evresi, vücudun uzatılmış alarm aşamasında kalması durumudur. Uyku bozuklukları, sinirlilik, şiddetli konsantrasyon bozukluğu, huzursuzluk, motor koordinasyon bozukluğu, yorgunluk ve çökkün duygudurum belirtileri ortaya çıkar. Tükenme evresinin etkileri, canlı organizmayı psikolojik ve fizyolojik yönden tahrip eder. Ancak stresin aslında bir savunma mekanizması olduğunu unutmamak gerekir. Örneğin birey hiç ya da az miktarda stres durumunda ise, hayatını tehlikeye atacak eylemlerde bulunma ihtimali, normal seyrinde stres içinde olan kişiden daha fazladır.


Stresli yaşam olaylarının psikofizyolojik reaksiyonları uyandırarak, birçok hastalık için önemli bir nedensel rol oynadığına dair güçlü kanıtlar vardır (Wolff H. G., Wolf S. ve Hare C. C. 1950). Thomas Holmes ve Richard Rahe, Selye’nin genel adaptasyon kuramından daha çok, kişisel özelliklere ve yaşam şekline vurgu yaparak “Sosyal Alışma Değerlendirme Ölçeği”ni (SRRS) geliştirmiştir (Holmes ve Rahe, 1967).


Stresin etkileri kişinin sosyal hayatı dışında; beyin yapısında, endokrin sisteminde, nörotransmiter salınım/geri alım olaylarında ve nöroimmun sisteminde çeşitli değişikliklere sebep olur. Stresli deneyimlere cevap olarak çoklu fizyolojik sistemler aktive edilir ve bu sistemler, türler arasında yüksek oranda aynıdır. En belirgin haliyle, sempatik sinir sistemi (SNS) ve hipotalamik hipofiz adrenal (HPA) ekseninin, stresin pek çok fizyolojik etkisinin temel itici güçleri olduğu düşünülmektedir.




Stres verici olay algılandığında temel endokrin yanıt, hipotalamusun kortikotropin salıverici hormon (CRH) salınımıyla başlar. CRH hipofiz bezini bilgilendirir ve bu hormonun salınmasıyla, ön hipofizden adrenokortikotropin salıverici hormon (ACTH) ve adrenal korteksten glukokortikoid salıverilmesine neden olur. Bu sisteme “HPA ekseni” (Hipotalamus-Hipofiz Bezi-Adrenal eksen) adı verilir. Ayrıca negatif geri bildirim sonucunda hipokamüpus, hipotalamus ve hipofiz bezinde hormon salgılanması düzenlenir. “Stresin Yayılma Fenomeni”, genellikle HPA ekseninin aşırı aktivasyonu ve glukokortikoidlerde ortaya çıkan bir artış ile ilişkilidir. Bununla birlikte, HPA ekseninin kronik stres koşulu altında aşırı aktif hale geldiğine ve muhtemelen HPA ekseninin fizyolojik adaptasyonunu yansıttığına dair kanıtlar mevcuttur (Yehuda ve ark., 1991). CRH sadece HPA ekseninde görev almaz, aynı zamanda anksiyete davranışlarını da ortaya çıkarır.


Travma merkezi olarak adlandırılan “Locus Corelous” (LC), noradrenalin ateşlenmesini hızlandırarak, salınımını da arttırır (Sapolsky ve ark., 2000). Stres sürecinde katekolamin (dopamin, adrenalin, noradrenalin) ve kortizol seviyelerinde değişmeler olur. Katekolamin, vital organlara fazladan enerji sağlarken, kortizol stresle ortaya çıkan nörolojik sistemlerin kapanmasını ya da etkinliklerini sürdürmesini sağlar. Öte yandan, kronik stres durumunda serotonin seviyesinde düşmeler gözlemlenir. Serotonin taşıyıcı geninin promotör bölgesinde kısa aleli olan insanlar, uzun aleli olan kişilerle karşılaştırıldığında, stresliyken depresyona girme ve intihar düşüncelerine sahip olma eğilimindedir (Caspi ve ark., 2010).

Bununla birlikte bağışıklık sistemi, stresli deneyimlerden derinden etkilenen başka bir fizyolojik sistemin başlıca örneğidir. Akut ve kronik stres genellikle farklı immünolojik sonuçlar doğurur. Olumsuz sosyal deneyimlerle meydana gelen ve tekrarlanan başarısızlıklar, kemik iliğinden beyne ve birincil nöroimmün fonksiyona dinamik bir bağışıklık hücresi göçü işlemi gerçekleştirir. İki yönlü iletişim, beynin ve çevresinin organizmanın homeostatik durumu hakkında bilgi alışverişinde bulunduğu, farklı ve afferent yolları içerir ve bir memelinin, homeostazı bozan çevresel, fizyolojik ve psikolojik stresörlere tepkisinin temel bir unsurudur. Stresöre bağlı olarak (yani, tehdidin niteliği, yoğunluğu ve süresi), bağışıklığın nöroendokrin modülasyonu yararlı veya zararlı olabilir.


Sonuç olarak bir durumun stresör olduğu anlaşıldıktan sonra vücut mobilize edilir ve duruma bir dizi tepki verir. Bu tepkiler organizmanın hayati sistemlerini etkiler. Ancak unutulmamalıdır ki, stres aynı zamanda organizmanın hayatta kalması için fazlasıyla önemlidir.


KAYNAKÇA

Aykaç, A., Cabadak H. (2016). Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Apoptozun Önemi. DergiPark, 6(4). DOI: 10.5152/clinexphealthsci.2016.76.

Bilgiç, S. (2011). Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Akut Stres Bozukluğu ile Uyum Bozukluğunun Klinik Açıdan Karşılaştırılması. (Tıpta Uzmanlık Tezi) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi/Tıp Fakültesi, Eskişehir.

Cannon, B. W. (1932) Autonomic Neuro-Effector Systems. Journal of the American Medical Association, 109(17), 1392. doi:10.1001/jama.1937.02780430070047.

Cannon, B. W. (1915). Bodily Changes in Pain, Hunger, Fear and Rage. Southern Medical Journal, 22(9), 870. doi:10.1097/00007611-192909000-00037.

Caspi, A., Hariri, A.R., Holmes, A., Uher R. veMoffitt, T.E. (2010). Genetic sensitivity to the environment: The case of the serotonin transporter gene and its implications for studying complex diseases and traits. NCBI Pubmed, doi: 10.1176/appi.ajp.2010.09101452.

Deak, T., Quinn, M., Cidlowski, J.A., Victoria, N.C., Murphy, A.Z. ve Sheridan, J.F. (2015). Neuroimmune mechanisms of stress: sex differences, developmental plasticity, and implications for pharmacotherapy of stress-related disease. NCBI Pubmed, 18(4), doi: 10.3109/10253890.2015.1053451.

Dantzer, R., O’Connor, J.C., Freund, G.G., Johnson, R.W., Kelley, K.W. (2008). From inflammation to sickness and depression: when the immune system subjugates the brain. Nature reviews Neuroscience. NCBI Pubmed 9(1) : 46–56, doi: 10.1038/nrn2297

Hatungil, R. (2008). Stres ve Demansta Hipotalamus- Hipofiz- Adrenal Eksenin Rolü. Mersin Üniversitesi Sağlık Bilim Dergisi, 1(3): 1-7.

Holmes, T. H., & Rahe, R. H. (1967). The Social Readjustment Rating Scale. Journal of Psychosomatic Research, 11(2), 213–218. doi:10.1016/0022-3999(67)90010-4.

Resnick, H.S., Yehuda, R., Pitman ve R.K., Foy, D.W. (1995). Effect of previous trauma on acute plasma cortisol level following rape. NCBI Pubmed, 152(11):1675-7, DOI: 10.1176/ajp.152.11.1675.

Sapolsky, R. M. (2000). How Do Glucocorticoids Influence Stress Responses? Integrating Permissive, Suppressive, Stimulatory, and Preparative Actions. Endocrine Reviews, 21(1), 55–89. doi:10.1210/er.21.1.55.

Southwick, S.M., Yehuda, R. (1993). The Interaction Between Pharmacotherapy and Psychotherapy in the Treatment of Posttraumatic Stress Disorder. American Journal of Psychotherapy, 47(3), DOI: 10.1176/appi.psychotherapy.1993.47.3.404.

Yehuda, R., Giller, E. L., Southwick, S. M., Lowy, M. T. ve Mason J. W. (1991). Hypothalamic Pituitary-adrenal Dysfunction in Posttraumatic Stress Disorder. Biological Psychiatry, 30(10), 1031–1048. doi:10.1016/0006-3223(91)90123-4.

Yehuda, R., Spiegel, D., Southwick, S., Davis, L. L., Neylan, T. C. ve Krystal, J. H. (2016). What I have changed my mind about and why. NCBI Pubmed, 7(10) doi: 10.3402/ejpt.v7.33768.

Wang, F., Pan, F., Shapiro, L.A. ve Huang, J.H. (2017). Stress induced neuroplasticity and mental disorders. NCBI Pubmed, doi: 10.1155/2017/9634501.

İlk görsel “Saunders, P. (2015). Trauma-Informed Medical Care: Patient Response to a Primary Care Provider Communication Training. Researchgate”dan alıntıdır.

Bunları beğenebilirsiniz.

Image

Benlik Saygısı

Benlik, kendimize ait olduğuna inandığımız kesin düşüncelerimiz, kendimizi algılayış biçimimiz ve kişiliğimize yön veren kalıtsal ve çevresel etmenlerin ortak bir ürünüdür.

Image

Ve Kanser Psiko-Onkolojiyi Doğurdu!

İnsan vücudunda bulunan her bir hücre, yaşamı boyunca belirli bir sayıda bölünebilir.

Image

Psikolojik Sözleşme

Psikolojik sözleşme iş dünyasının oluşumundan itibaren varlığını sürdürmüş olsa da teorik olarak söz konusu olması 1960 yılında Argyris tarafından gerçekleştirilmiş ve literatüre katılmıştır.

arrow-up icon