Tamamlanmamış Başa Çıkabilme Becerilerinin Bir Çıktısı: Duygusal Yeme

Yeme bozuklukları, kişide psikolojik, sosyal ve fizyolojik problemlere yol açan ve kişinin hayat kalitesinin düşmesine sebep olan psikiyatrik bir tanı grubudur (Öyekçin, 2011).

Duygusal yeme, açlık hissi nedeniyle olmaksızın, olumsuz duygulanıma yanıt olarak ortaya çıktığı düşünülen bir çeşit yeme davranışıdır. Aynı zamanda bireylerin süregelen kilo alımı açısından ciddi bir risk faktörüdür. Negatif duygudurumların yüksek besin tüketimiyle ne kadar ilişkili olduğunu araştıran bir çalışmada mutluluk haline karşın üzgün duygudurumun besin tüketimini daha çok tetiklediği saptanmıştır (Evers, Adriaanse, Ridder, Witt, 2013). Yapılan bir çalışmada olumsuz faktörlerin ve bu faktörlerle baş ederken kullanılan stratejilerin yeme ataklarını artırdığı, pozitif faktörlerin ise bu atakları azalttığı sonucuna varılmıştır (Young, Zander, Anderson ,2014). Duygusal yeme sadece fizyolojik ve psikolojik sorunları beraberinde getirmez. Aslında yeme davranışının bağlantısı hakkında bir haberci, belki de yardım isteme yolunun en sessiz yapılan hallerinden biridir. 

Hayatımız boyunca birçok stres yaratan durumla karşı karşıya geliriz. Bu durumların herkesi aynı şekilde etkilemesi elbette beklenemez. Hepimiz durumu farklı algılar ve bu doğrultuda tepkiler veririz. Çünkü her insanın başa çıkabilme becerisi ve algısı farklıdır. 

Başa çıkabilme stratejileri, travmatik ve stresli olayların ya da faktörlerin doğurduğu olumsuz duygular ile mücadele etmek amacıyla kullanılan, kişiye ve duruma özgü sergilenen psikolojik ve davranışsal çabalar bütünüdür (Ağargün, Kıran, Ozer, Kara, 2005). Bu stratejiler iki boyutla sınıflandırılmıştır (Cohen, 1987). Bilişsel baş etme stratejileri kişinin algı ya da durum kavramını değiştirmeye dönük girişimleri kapsarken davranışsal başa çıkma stresin etkilerini azaltmak için yapılan davranışları kapsar. Aynı zamanda baş etme stratejilerini, stratejinin temelinde yatan sorun bakımından da ikiye ayırmak mümkündür. İlki sorunun temeline ilişkin başa çıkma stratejilerini kapsarken, ikinci strateji de bu ana kaynağın yarattığı duygu ile baş etmeyi içermektedir (Nielsen veKnardahl, 2014).

Diğer yaklaşım ise stratejileri, başa çıkma ve kaçınma stratejileri olarak ele almaktadır (Holahan ve Moos, 1987). Bu modele göre başa çıkmacı yaklaşım, kişinin kendi ile acı verici bir deneyimi özdeşleştirmesi nedeniyle tehdit edici bir olaydan kendini korumaya yönelik sergilediği girişimleri kapsayan modeldir. Kaçınma ise olumsuz duyguların ağırlığı altında kalmaktansa, gelişmekte olan bir duyguyu bilinçli olarak görmezden gelmektir(Amstadterve Vernon, 2008; Gross ve Levenson, 1993). Aslında bu noktada duygusal bastırma devreye girmektedir ve temel amaç olayın bastırılmasından ziyade; olaya verilecek olan duygusal tepkinin bastırılmasıdır (Dunn, Billotti, Murphy ve Dalgleish, 2009). Fakat çeşitli araştırmalar, bilinçli şekilde yapılan bu duygusal tepki filtresinin kişideki olumsuz duygu deneyimini azaltması konusunda yardımcı olmadığı; hatta tam tersine kişinin olaya yönelik belleğini bozduğunu ve birtakım fizyolojik etkileri artırdığını ortaya koymuştur.

Stres yaratan yaşam olayları beraberinde tamamlanmamış baş etme stratejilerini de getirmektedir (Nielsen ve Knardahl, 2014). Bu eksikliğin bazı çıktıları vardır. Duygusal yeme de bu çıktılar arasında sayılmaktadır.

Duyguların ve belirli yaşam deneyimlerinin yemek yeme işlevi ve tüketilen besin miktarı üzerinde etkin bir role sahip olduğu bilinmekte ve bu değişkenlerle ilgili araştırmalar hala sürmektedir.  Çünkü besin tüketimindeki yükselişin ana kaynaklarından biri, duygusal stres sebebiyle bireylerin otokontrol mekanizmalarında çöküş meydana gelebilmesidir. Bununla beraber, duyguları tanımlamada zorluk yaşanması da duygusal tepki vermeyi güçleştirir. Bu da duygusal yemeyi tetikleyebilmektedir. 

Duygusal bastırma stratejilerinin ve dikkati tek bir odakta toplamanın duygusal yeme ile sonuçlanması, en ulaşılabilir sığınma yollarından birinin yemek olmasıyla ilişkilidir. Evlerimize kapandığımız şu süreçte mümkün olduğuncahissettiklerimiz ve düşündüklerimizi paylaşabileceğimiz insanlarla iletişim halinde olduğumuz, kendimizi kaygılı, üzgün, öfkeli veya kısaca olumsuz hissettirecek durumlara sağlıklı sınırlar koyabildiğimiz, duygusal yemek yeme döngümüzün tetiklendiğini fark ettiğimizde bize iyi gelen, alternatif ve daha işlevsel başa çıkma yöntemlerine başvurabildiğimiz günler dilerim sevgili okur… 

Kaynaklar

Ağargün, M. Y., Beşiroğlu, L., Kıran, Ü. K., Özer, Ö. A. ve Kara, H., (2005). COPE (Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği): Psikometrik özelliklere ilişkin bir ön çalışma. Anadolu Psikiyatri Dergisi.(6), 221-226.

Karaköse, S.(2012).Yeme bozukluğu semptomolojisiniyordamada baş etme stratejilerinin ve olumsuz temel inançların rolü.(Yayımlanmamış Yükseklisans Tezi). Üsküdar Üniversitesi, İstanbul.

Serin, Y., Şanlıer, N.(2018). Duygusal yeme, besin alımını etkileyen faktörler ve temel hemşirelik yaklaşımları. Psikiyatri Hemşireliği Dergisi, 9(2), DOI:10.14744/phd.2018.23600.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on pinterest
Pinterest
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editör Girişi